YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4620
KARAR NO : 2007/10453
KARAR TARİHİ : 22.11.2007
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan buğday satıp bedelin bir kısmını elden nakit olarak ödeyip, kalan borcu için senet düzenlendiğini, müvekkilinin senede dayalı borcunu belge karşılığı olarak davalıya 15.420.000.000.-TL. olarak ödediğini, ancak davalının senedi iade etmeyip müvekkili hakkında takibe geçtiğini, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının yaptığı ödemelerin bir başka senede ilişkin olduğunu, dava konusu senede karşılık yapılmadığını öne sürerek davanın reddi ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu senedin vade tarihinin 28.09.2004 olmasına rağmen ödeme makbuzlarının tarihinin Ağustos 2004 olduğu, bu durumda ödemelerin bir başka borca ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, zira vadesi gelmemiş olan senede karşı ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, icra dosyasına sunulan ödeme belgelerinde, ödemenin dava konusu senede karşı yapıldığının yazılı olmamasına rağmen, dosyaya sunulan aynı belgelerde bu hususun yazılı olduğu ve bu ibarenin sonradan belgelere eklendiğinin davacı tarafından da kabul edildiği, davacının bu nedenle davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 22.05.2006 tarih, 2006/745-5427 sayılı ilamında, ispat yükünün davalıya ait olduğu ve davalı tarafa, ödemelerin bir başka senede ilişkin olduğu yolundaki savunmasını ispat olanağı sağlanıp davacı yanın kısmi feragatı da gözönüne alınarak bir karar verilmesi hususu vurgulanmıştır. Davalı yan Bozma’dan sonra daha önce de dosyaya sunulup değerlendirilen 18.11.2004 tarihli dilekçe ile tanık deliline dayanmıştır. Davacı, tanık dinlenmesine karşı çıkmıştır. Hal böyle olunca mahkemece ispat yükünün hâlâ davacıya ait olduğu ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.