Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/8837 E. 2007/11163 K. 11.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8837
KARAR NO : 2007/11163
KARAR TARİHİ : 11.12.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, lehtarı dava dışı … A.Ş., keşidecisi müvekkili şirket olan 22.07.1999 keşide tarihli 500.000.000.-TL. bedelli, 21.08.1999 keşide tarihli 500.000.000.-TL. bedelli 18.09.1999 keşide tarihli 432.360.000.-TL. bedelli çeklere dayalı olarak davalının icra takibine giriştiğini ileri sürerek çeklerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 01.12.2004 günlü kararıyla bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra verilen ikinci red kararı da yine Dairemizin 28.04.2006 günlü kararıyla davacı vekilinin temyizi üzerine bozulmuştur.
Mahkemece ikinci bozmaya da uyulduktan sonra verilen kararda davacı tarafından dava dışı çek lehtarı … A.Ş.aleyhine Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/443 Esas Sayılı dosyasıyla açılan menfi tespit davasında verilen tedbir kararından davalı hamil bankanın haberdar olduğu gerekçe yapılarak hüküm tesis edilmiştir.
Ne var ki, dava konusu çeklerde keşideci davacı şirket, lehtar dava dışı … A.Ş., sırasıyla cirantalar … A.Ş., … A.Ş., hamil davalı bankadır.
Karara esas alınan Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1999/443 Esas, 2000/118 Karar Sayılı menfi tespit davası ise davaya konu çeklerin keşidecisi davacı şirket tarafından çek lehtarına karşı açılmıştır.
O halde, bir dava sonucunda verilen hüküm ancak o davanın tarafları hakkında kesin hüküm teşkil edip, somut olayımızda davalı banka için kesin hüküm oluşturmaz (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof.Dr.Baki Kuru, CV, 2001, İstanbul, Sh.5021). Bu durumda mahkemece önceki bozma ilamları doğrultusunda davalı hamilin söz konusu menfi tespit davasında verilen tedbir kararının ancak çekleri bankaya ibraz ettiğinde öğrenmiş olduğu da gözetilerek, ayrıca davalı bankanın kötüniyetli hamil olduğu da kanıtlanamadığından, keza keşideci ile lehtar arasındaki şahsi def’ilerin iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 11.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.