YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11713
KARAR NO : 2010/906
KARAR TARİHİ : 02.02.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekili ile süresi içinde alacağı temlik alan davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, 06.08.2004 tarihli, 3.000.00 YTL’lik Genel Kredi Taahhütnamelerine istinaden borçluya … Tedarik Kredisi açıldığını, bu kredinin kullanımı amacıyla … tahsis edildiğini, borç ödenmediği için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hesap ekstrelerinde belirlenen borçlarını düzenli olarak ödediğini, kredi kartı harcamaları dışında nakit olarak kredi kullanılmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, bilirkişi mütalaasında davalının borçlu olduğu miktar belirlenmiş ise de, 12.04.2005 tarihli en son ekstre içeriğinden davalının borçlu değil, alacaklı olduğu anlaşıldığından borcun kaynağının açıklanmadığı rapora itibar edilmemiş, banka kayıtlarından olan hesap ektresine göre davalının borcunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, davalı yararına tazminata yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcı da yatırılmadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince taraflar arasında düzenlenen sözleşmede uyuşmazlık halinde banka kayıt ve defterlerinin kesin delil sayılacağına dair hüküm bulunmaktadır. Nitekim bilirkişi raporunda da banka kayıtları incelenerek görüş bildirilmiştir. Mahkemece hesap ekstrelerinde banka kaydı olduğu gerekçesiyle ve kararda belirtilen hesap ekstresinin son hesap ekstresi olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, diğer banka kayıtlarına değer verilmeyerek sadece hesap ekstresinin değerlendirilmesi doğru olmadığı gibi mahkemenin son ekstre olarak kabul ettiği hesap ekstresinden sonra başka hesap ekstrelerinin de dosyaya sunulduğu gözetildiğinde bu yöndeki kabulünde de isabet görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece banka kayıt ve defterlerinin kesin delil olacağına ilişkin sözleşme hükmü gözetilerek bu kayıtların tümü üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak iddia ve savunma çerçevesinde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp uygulanacak faiz yönünden 5464 sayılı Yasa’nın 26. maddesi hükmü de dikkate alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması ve bu arada davalının 5464 sayılı yasanın geçici 4. ve 5415 sayılı yasanın geçici 5. maddesi uyarınca başvurusu bulunup bulunmadığı da araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 02.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.