Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/11750 E. 2010/3283 K. 24.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11750
KARAR NO : 2010/3283
KARAR TARİHİ : 24.03.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacılar tarafından hasımsız olarak açılan birleştirilen iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün T…. Bankası A.Ş. Vekili ile süresi içinde müdahillerden 1-T…. Bankası A.Ş. 2-… T.A.Ş. 3-… Bankası T.A.O. 4-… Bank A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece rapor alındığı, birleşen dosya için de daha evvel bir raporun alınmış olduğu, bu iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan raporun denetlenebilir olmadığı; hükme esas alınan 26.06.2009 tarihli rapora göre şirketin borca batık olduğu fakat projenin ciddi ve uygulanabilir nitelikte bulunduğu, kayyım raporuna göre projenin bir kısmının da realize edildiği gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm müdahiller T. … Bankası AŞ., … TAŞ., T. … Bankası TAO., … Bank AŞ. ve T. … Bankası AŞ. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece verilen hüküm temyiz eden T. … Bankası AŞ. vekiline 13.08.2009 tarihinde tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İcra ve İflas Kanunu’nun 164 ncü maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 25.08.2009 tarihinde verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 176/9 uncu maddesine göre iflas davaları adli tatilde de görüleceğinden temyiz istemi süresinde değildir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 E. K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Birden çok şirketin tek bir dilekçeyle iflasın ertelenmesini istemelerine yasal bir engel bulunmadığından, temyiz eden müdahillerin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının oyçokluğuyla reddi gerekmiştir.
3- Türk Ticaret Kanunu’nun 324 üncü maddesine göre iflasın ertelenmesi için aranan ilk şart şirketin borca batık olduğunun tesbitidir. Bunun için şirket malvarlığının borçlarını karşılamaması gerekir. Bu değerlendirme ancak şirket aktiflerinin gerçek (rayiç) değerlerinin belirlenmesi ile mümkündür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda borca batıklık defter değerleri üzerinden hesaplanmış, rayiç değer tesbitinin ise uzmanlık gerektirdiğinden söz edilmiştir. Bu durumda mahkemece kurulacak yeni bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla şirketin aktifindeki kalemlerin rayiç değerlerinin saptanması ve oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, yasaya açıkça aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alınması bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan yargılama sürecinde mağaza sayısının 14’ten 4’e inmesinin ciro ve diğer kalemler bakımından ne gibi olumlu ve olumsuz etkiler yaratacağı da değerlendirilmemiştir. İyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğundan söz edilebilmesi için mali rapor değerlerinin belli oranlara yakın olup olmadığının ötesinde, somut veriler de içermesi gerekir. Eksik incelemeyi ve hatalı değerlendirmeleri içeren bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınması bu yönden de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahil T. … Bankası AŞ. vekilinin temyiz isteminin süreden reddine, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin diğer temyiz itirazlarının oyçokluğuyla reddine, 3 sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
K A R Ş I O Y Y A Z I S I
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri, buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrindeki görüşlerde de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçlu da iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle de yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (2) nolu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki görüşlerine katılamıyoruz. 24.03.2010