Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/12389 E. 2010/1634 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12389
KARAR NO : 2010/1634
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itirazın incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kabulüne yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati haciz isteyen davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
İhtiyati haciz isteyen vekili 3 adet bonodan dolayı ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, bonoların lehtarı olan … Ltd.Şti. ile müvekkili arasındaki 27.10.2008 tarihli protokol uyarınca bonoların İş Bankasından kredi kullanmak amacıyla düzenlendiğinin sarih olduğunu, müvekkilinin bonolardan dolayı borçlu olmayacağını, söz konusu bonoların ödenmesinden anılan şirket ve ortaklarının sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, bonoların bankaya teslim edildikten ve banka borcu kapatıldıktan sonra lehtar şirket tarafından kendi ortağı olan alacaklı Halil Ceylan’a bonoların ciro edildiğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, alacaklının sunduğu bonolara göre alacağın varlığına dair oluşan kanaatin itiraza eklenen deliller karşısında değiştiği, dosya içeriğindeki deliller karşısında ihtiyati haciz için yeterli bir kanaat oluşmadığı belirtilerek ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm ihtiyati haciz isteyen vekilince temyiz edilmiştir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 258,I hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu, İcra ve İflâs Kanunu’nun 264’üncü maddesi çerçevesinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası çerçevesinde ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında incelenerek sonuçlandırılacaktır.
İhtiyati haciz kararına itirazın koşullarını düzenleyen İcra ve İflâs Kanunu’nun 265’nci maddesinde; borçlunun kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına karşı, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği öngörülmüştür. O hâlde mahkemece, İcra ve İflâs Kanunu’nun 265’nci maddesinde sayılan itiraz sebepleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle işin esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykrıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 17.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.