YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12595
KARAR NO : 2010/7747
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :24/06/2009
Nosu : 225/292
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirketin yapmış olduğu inşaatta kullanılmak üzere toplam 1489 metreküp beton teslim ettiğini, ancak davalı şirketin satılan beton bedelini ödemediğini ve başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında mal alışverişi olmadığını, müvekkili şirkete beton teslim edilmediğini, davacının sunduğu sözleşmedeki imzanın müvekkili şirketin temsilcisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda taraflar arasında akdi ilişki olduğu, davacı tarafın davalı şirkete ait inşaata hazır beton döktüğü, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince ödenmeyen alacağa vade farkı uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki sözleşmede vadesinde ödenmeyen alacaklar için aylık %10 vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmış, ancak temerrüt faizine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Bilindiği gibi vade farkı, mal bedeline eklenen ilave bir bedel olup, temerrüt faizi niteliğinde değildir.
Davaya konu takip talebinde asıl alacak ile birlikte takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulmuş, takipten sonrası içinde yıllık %120 faiz yürütülmesi istenilmiştir. Başka bir anlatımla davaya konu icra takibinde vade farkına ilişkin bir talep mevcut değildir. Talep, temerrüt faizine ilişkin bulunduğuna ve sözleşmede temerrüt faizi konusunda bir hüküm mevcut olmadığına göre mahkemece BK’nun 101.maddesi çerçevesinde temerrüt tarihi saptanarak 3095 sayılı Kanun hükümleri gözetilmek suretiyle temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.