Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/3080 E. 2010/569 K. 27.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3080
KARAR NO : 2010/569
KARAR TARİHİ : 27.01.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, davalı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamede kefil sıfatıyla kendisinden 4.586.54 TL alacak talep edildiğini, müvekkilinin kefili olduğu kredilerin ödendiğini ve kapatıldığını, daha sonra açılan kredilerden müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının imzalamış olduğu 2 adet genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerden kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı, 18.09.2003 tarihli ve 5000 TL’lik ile 28.01.2004 tarihli 7500 TL’lik iki genel kredi sözleşmesine istinaden toplam 12.500 TL limitle sorumlu olduğu, bankanın kefilden bu limitle sınırlı olarak talepte bulunabileceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talimat yoluyla dosya üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kefalet limitinin 12.500. TL olması nedeniyle bu miktarla sorumlu olduğu, ancak hangi kredilerin ne kadar ödenmediği hususunda ayrıntılı bir belge veya bilgi dosyada bulunmadığından borcun meblağı hakkında tespit yapılamadığı, belgelerin gönderilmesi hâlinde tespit yapılabileceği belirtilmiştir. Söz konusu rapora davacı vekilinin de itiraz ettiği gözetilerek, banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılıp, kullandırılan kredinin davacının kefili olduğu sözleşmeden doğup doğmadığı araştırılarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek hâlinde peşin harcın iadesine, 27.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.