YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4621
KARAR NO : 2010/2229
KARAR TARİHİ : 03.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalıya 15.950.42 YTL fazla ödeme yaptığının davalı tarafın düzenlediği 13.02.2007 tarihli faturadan anlaşıldığını, ihtarnameye rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek bu miktarın 10.05.2007 ihtarname tarihinden reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davaya konu ettiği ve müvekkili tarafından düzenlenen 13.02.2007 tarihli faturada gösterilen bedelin davacının gecikmiş ödemelerinden kaynaklanan vade farkı alacağı olduğunu, faturada “gününde ödenmeyen faturalara %12 vade farkı uygulanır.” ibaresinin yer aldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda taraf defterlerine göre davacının davalıya 15.719.24 YTL fazla ödemede bulunduğu, taraflar arasında vade farkı talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir anlaşma veya teamülün mevcut olmadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarih, 2001/1 esas, 2003/1 karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi, fatura altındaki “aylık %12 vade farkı uygulanır” ibaresinin fatura münderecatından olmayıp tek başına vade farkı istenebilmesine olanak vermeyeceği, davalının ihtarname sonucunda 17.05.2007 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 15.719.24 YTL’nin 17.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 03.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.