YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5297
KARAR NO : 2010/3053
KARAR TARİHİ : 18.03.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yaptığını, takip dayanağı keşidecisi davacı olan çek bedelinin, kesinleşmiş iptal kararına istinaden dava dışı …’a yeni çek verilerek ifa edildiğini, ibra belgesi alındığını ve borçtan müvekkilinin kurtulduğunu, iyiniyetle borcunu ifa eden müvekkili aleyhine yapılan icra takibinin borcun sükutu sebebi ile iptali gerektiğini, davalının …’a karşı sebepsiz zenginleşme davası açabileceğini iddia ederek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalı tarafından keşideci davacı aleyhine başlatılan icra takibinin dayanağı olan çekle ilgili takip dışı üçüncü kişi konumunda olan …’ın açtığı çek zayii davası sonucu iptal kararı verildiği ancak söz konusu kararda taraf olmayan davalı alacaklı yönünden bu kararın bağlayıcılığı bulunmadığı, davacı borçlunun öne sürdüğü iddiaların iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gibi davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, çek keşidecisi olan borçlunun kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptal kararını alan kişiye çek bedelini ödemesinin kendisini borçtan kurtarıp kurtarmayacağı yolunda toplanmaktadır.
TTK.nun 563/1. maddesi uyarınca, “kıymetli evrak zayii olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.” “iptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talebedebilir” (TTK.m.564/1).
TTK.nun 558/II. maddesine göre, “hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vadenin hulülünde senedin mahiyetine göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.”
İptal kararını alan kişi, (iptal kararının davacısı) borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilmek hakkını kazanmaktadır. İptal kararının etkileri hak sahipliğinin teşhisi meselesine ilişkindir. Kararın “maddi hukuk yönünden herhangi bir etkisi yoktur. Bu kararla, senedi elinde bulunduran üçüncü şahsın hakkının sona erdiği, onun yerine artık bundan böyle davacının hak sahibi olduğu sonucuna da varılamaz. İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet mahiyeti taşımamaktadır. İptal kararı sadece, davacının senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibiymiş gibi kabul edilme imkanı vermektedir.
Borçlu, iptal kararı hamiline iyiniyetli ödemede bulunduğu takdirde ödemede bulunduğu şahıs gerçek alacaklı olmasa dahi, mevcut iptal kararına güvenerek yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur (TTK.m.558/2). Ancak davacının gerçek alacaklı olmadığını bildiği veya bu hususta hileli davrandığı kabul edilebildiği takdirde, yaptığı ödemenin borçluyu borcundan kurtarması mümkün değildir.
Gerçek hak sahibi olan veya olmayan bir şahsın elinde bulunan senedin, iptal kararının verilmesinden sonra hiçbir teşhis fonksiyonu kalmamaktadır. Dolayısıyla borçlu, senedi elinde bulunduran şahsa ödemede bulunmadığı takdirde hiçbir sorumluluk doğmaz. Borçlu iptal kararını ibraz eden davacıya ödemede bulunduğu takdirde ödediği miktar oranında borçtan kurtulur. İptal kararı verildikten sonra, fakat daha iptal kararının hamili bir talepte bulunmadan önce senede zilyed olan üçüncü şahıs senedi ibraz ederek ödeme talebinde bulunursa, borçlu bakımından yapılacak en doğru hareket senet bedelini tevdi etmektir. (BK 91) Bu suretle borçlu, borcundan kurtulur. Öte yandan senedin zilyedi ile iptal davasının davacısı içlerinden hangisinin haklı olduğunun tespiti için mahkemeye başvurabilirler. Senet hamili burada kendi hakkının daha üstün olduğunu tespit ettirebilirse, senet bedelinin kendisine verilmesine hak kazanır.
Borçlunun, iptal kararı hamiline iyiniyetle ödemede bulunması kendisini borçtan kurtaracağından ödeme yapıldıktan sonra senedi elinde bulunduran ve gerçek hak sahibi olduğunu tespit ettiren kişi, iptal kararı hamiline karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvurabilir ve ödenen meblağın kendisine verilmesini isteyebilir. (Bu açıklamalar için bkz. Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, 2 bası, Sayfa 274 vd., Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, Doç. Dr. Mehmet Helvacı, Doc.Dr. Abuzer Kendigelen, Doç. Dr. Aslan Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı İstanbul, 2004, Sayfa 382 Prof.Dr. Reha Poray, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Bası, 2006, s. 95 vd; Arş.Gör. Hanife Öztürk (Dirikkan, Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali Ankara 1990, Sayfa 87, Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu Kıymetli Evrak Hukuku Ankara 1999, 5.Baskı, Sayfa 58-59).
Zayi nedeniyle verilen iptal kararından sonra, senedi elinde bulunduranın bu senede dayanabilmesi için iptal kararını iptal ettirmesi gerekir (Poray/Tekinalp, kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17.Bası, 2006, S. 95, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5.6.2002 tarih, 2002/19-443 Esas, 2002/474 Karar sayılı kararı).
Mahkemece uyuşmazlığın bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilip, çözümlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.3.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY-
Kıymetli evrakın tarifinin TTK.’nun557.maddesi hükmünde “…mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemediği gibi başkalarına da devredilemez.” şeklinde yerini bulmuş aynı yasanın 558/1-2 madde hükmünde ise “Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi mukabilinde ödeme ile mükelleftir. Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu vadenin hululünde senedin mahiyetine göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur.” şeklindedir.
TTK.nun 567.madde hükmünde ise “Borçlu, ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan veya onun hukuki halefi olduğunu ifade eden şahıslara ödemeye mecburdur.
Bu cihet ispat edilmediği halde, ödemede bulunan borçlu, senedin hakiki sahibi olduğunu ispat eden bir üçüncü şahsa karşı borcundan kurtulmuş olmaz.”denilmektedir.
Poliçenin zayii haline ise iptal ve önleyici tedbirlerin düzenlendiği TTK.669/II.madde hükmünde ise “…poliçe bedelini tevdi etmeye müsaade ile tevdi yerini tayin eder.” ifadesini görmekteyiz.
Kıymetli evrakın anılan nitelikleri gereği senedin hamilin iradesi dışında yitirilmesi halinde, kıymetli evrak üzerindeki hak sahiplerinin korunması gerekir. Senet hamili olduğunu iddia ederek zayii kararı alan ile senet borçlusu (keşideci) arasındaki ilişkiler iptal kararının oluşmasıyla başlar ve yürürlükte kaldığı sürece devam eder.
İptal kararı yalnızca hak sahipliğinin tanısına (teşhisine) olanak verir. Zayii kararının senet ilgililerinin borçluluğunu saptama ve kesin hükmü niteliği yoktur. Bu yüzden borçlu iptal kararına karşın iptal kararı alanın hak sahibi olmadığını öne sürebilir.
Borçlunun, iptal kararı hamilinin alacaklılık sıfatına yönelik olarak öne sürdüğü bu def’ilerin dayanağını kanıtlaması durumunda iptal kararı hiçbir sonuç yaratmaz ve etkisini tümüyle yitirir. İptal kararının senet yerine geçen hak sahipliğini kesin olarak ifade edecek şekilde bir belge olmadığı açıktır.
Zayii kararını alan karar hamilinin, gerçekte hak sahibi olmadığını bilerek ödeme nedeniyle borçlunun sorumluluğunun devam etmesi asıl olup, iyiniyetin ispatını kıymetli evrakı elinde bulunduran hamilin değil borçlunun ispat etmesi gereken ve MK’nun 6.maddesine de uygun bir sonuçtur.
Bilindiği gibi TTK’nun 557.maddesi hükmüne göre senette yerleşen hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemeyeceği gibi başkalarına da devredilemez. Buna göre senede dayanarak istemde bulanan kimsenin behemehal senedi elinde bulundurması gerekir.
Alınan iptal kararlarına müsteniden senet bedelini tevdi eden veya doğrudan doğruya iptal kararı hamiline ödeyen borçlunun, kaybolduğu iddia edilen senedin sonradan gerçek ve yetkili hamil tarafından ibraz edilmesi halinde ona karşı ödeme def’inde bulunması mümkün olamayacağı için ikinci kez senet bedelini ödemesi icap edecektir.(Y.11.H.D 10.05.1979 gün, 480.e 2529 k E.Ertekin Kıymetli Evrakın zayii nedeniyle iptal davasının Hukuki Sonuçları 1980 AÜHF.sh.41 43)
TTK.nun 558/II.madde hükmündeki hile ve ağır kusur bulunmadıkça ifadesine göre sorumluluğun borçluya ait olduğu görüldüğünden temel kuruldan ayrılarak hile ile ödenmemiş olduğunu,gerek araştırma ve incelemeyi yaptığını ve ağır kusurunun da olmadığının ispat külfetinin borçluda olduğunu kabul etmek gerekecektir. Asıl olan iyiniyetin varlığı kuralının, TTK.nun 558/II.madde hükmünün yazılış biçim ve yorumunun getirdiği sonuç ile borçlunun üzerinde bulunduğunun kabulü gerekecektir. (Prof.Dr.M.Kınacıoğlu a.g.e.sh.14)
Zira borçlu edasını, hakkı olmadan talepte bulunan şahsa yaptığı takdirde borcundan kurtulamaz ve “kötü ödeyen iki kere öder.”karinesine göre ikinci kere ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Böylece borçlu hak sahipliğini araştırma mükellefiyetini üstlenmiştir.(Legitimation)
Borçlu hak sahipliğini araştırdığını ve iyi niyetli olduğunun ispatını gevşek bir ispat külfeti ile ispat edecektir. Bu külfet borçludadır; aksinin kabulü halinde senet hamilinin hakkını ortadan kaldıran ve senede mündemiç olan hakkı yok sayan bir sonuca ulaşılmış olur.
Böyle bir sonuç ise hakkın senede bağlılığı ve “senet şartı” kuralının ortadan kalkmasının sonucunu doğurur.(Kıymetli evrak Kınacıoğlu a.g.e.sh.15.17.23)
İptal kararını alan diğer bir deyişle senedi zayii ettiğini iddia ederek zayi kararının hamili olan kişi, hakkını senetsiz olarak istemesine rağmen, borçlu tarafından, davacının alacaklı sıfatı bulunmadığı ya da borcun mevcut olmadığı yahut bu miktarda bulunmadığını ileri sürmesi ile genel hükümler çerçevesinde tahsil davası açıp hakkını kanıtlaması ile alacağına kavuşması anılan madde hükümlerinin doğal bir sonucudur. Yüksek Yargıtay’ın çeşitli dairelerinde yaklaşımının duraksamaya yer vermez biçimde bu yolda olduğu görülmektedir.(Y.11….17.05.1983 gün, 2399 esas, 2622 karar, 21.03.1979 gün 1436 esas,1416 karar, A.Hulusi Gürbüz ticari senetlerin iptali davaları 1986 İst.sh.786.793.) İptal kararını alan kimse TTK.nun 655/III.madde hükmüne göre poliçenin hamili sayılamaz.(a.g.e.sh.37)
İptal kararının kesin hüküm niteliği olmadığı gibi iptal kararı hamiline bir hakkın varlığını kesin olarak belirleme ve tanıma yetkisi de sağlamamakta sadece tanıma için teşhis imkanı vermektedir.
Zayi kararı, senet borçlusunun ya da iptalden sonra ortaya çıkan gerçek senet hamili,(zilyedinin) durumlarını ağırlaştırmaz. Senet hamili ile karar hamilinin durumları aynı şey üzerinde hak iddia eden ve eşit olmasa dahi yakın olan iki kişinin tercih edilmesi gerekenin; fiili zilyet olacağının öğretide de görüş birliği taşımadığını ifade etmek gerekir. İyiniyetle fiili zilyet olan hamil iptal kararının iptalini talep ve dava edebileceğini kabul etmek daha uygun bir sonuç alacaktır.(Y.11….21.03.1983 gün, 1214 esas,1320 karar).
Kıymetli evrakın zayii olması ile birlikte keşidecinin senede yönelik savunmalarını ileri sürme imkanının kalmadığı açıktır.(Prof.Dr.N.Kınacıoğlu Kıymetli Evrak Hukuku 1999 sh.73-79).
TTK.nun 578/III.madde hükmünde belirtilen iyiniyetli bir ödeme halinde geçerli olacağı, iyiniyetin asıl olduğu temel kuralının burada uygulanmayıp, gevşek bir iyiniyet karinesinin ispatının senet borçlusunda olduğunu kabul etmek daha uygun olacak ve TTK:nun 578/II.madde hükmünün sonucunu sağlayacaktır.
Bu bağlamda;
a) iyiniyetin ispatının ödeme yapan senet borçlusuna ait olduğuna,
b)senet zilyedine karşı istihkak davasının zayii kararını alan ve senet
borçlusundan ödemeyi kabul eden karar hamiline ait olmasına (TTK 598/II ve 690/I 704.673).
c)ödeme yapan senet borçlusunun kötü ödeyen iki kere ödeme yapar kuralı karşısında borçlu olmadığının tesbiti davasını ancak; iyiniyetinin varlığını gevşek isbat kuralı ile yrine getirecek bulunmasına,
d)zayi kararının, senet hamilinin haklarını ortadan kaldırmaya yönelik bulunmayacak ve senetsiz olarak hakkı ileri sürülen kişiye yapılan ödemede senet borçlusunun iyiniyetli olamayacağının karine olarak kabul edilmemesine göre davanın reddine dair kararın onanması karşı oyumuzdur.