YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5635
KARAR NO : 2010/3679
KARAR TARİHİ : 30.03.2010
Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı banka vekili, dava dışı asıl borçlu …’nun imzaladığı 08.10.2004 tarihli Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin kefili olarak Kefalet Sözleşmesine imza atan davalının bu sıfatla borcun 5000 TL’lik kısmından kefaleten sorumlu bulunduğunu, davalıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, itiraza uğramadığını ve borcun ödenmediğini ileri sürerek, davalının yaptığı itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin imzaladığı sözleşmede tarih olmadığını, kefaletin başlangıç ve bitiş tarihlerinin bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, olayda zamanaşımının gerçekleştiğini, asıl borçluya tüm yollar tüketilmeden kefile gidilemeyeceğini, kefilin sorumlu olduğu miktarın 5000 TL olduğu belirtilmesine rağmen kefalet sınırı aşılacak şekilde talepte bulunulduğunu, kat ihtarında davalının sorumluluk sınırının net olarak gösterilmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna rağmen, başlangıç ve bitiş tarihleri belli olmayan kefalet sözleşmesinin geçersiz olması ve asıl borçluya kullandırılan miktarların belirlenmemesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu, yeterli incelemeyi içermemektedir. Mahkeme de raporun yetersiz olduğunu belirtmiştir. Bu durumda mahkemece, dava konusu banka kredi sözleşmesi, hesap ekstresi, hesap kat ihtarnamesi, kefalet sözleşmesi çerçevesinde banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak takip tarihi itibariyle davalı kefilin varsa sorumlu olduğu borç miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden ve yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.