YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6120
KARAR NO : 2010/4103
KARAR TARİHİ : 07.04.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 10.04.2003 ve 31.05.2004 tarihli iki adet distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalının ihtarnamelerle sağlık sektöründeki pazar politikası ve sağlık stratejilerini gerekçe göstererek sözleşmelerin 6. maddesi gereğince akitleri feshettiğini, davalının feshinin haksız olduğunu ileri sürerek 5.000.00.-YTL menfi ve 5.000.00.-YTL. müspet zararın 25.11.2004 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmelerin münhasır olmayan distribütörlük hakkını davacıya verdiğini, sözleşmelerinin 1/1.maddesi gereğince müvekkilinin başka distribütörlük atayabileceğini, yine sözleşmelerin 6.maddesinin ikinci paragrafında tarafların her zaman ve hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi üç ay önceden yazılı bildirimle feshedebileceğinin açıkça belirlendiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece sözleşmelerin 1/1. maddesine göre taraflar arasında münhasır olmayan distribütörlük sözleşmelerinin imzalandığı, sözleşmelerde belirlenen bölge içinde davacının tek başına yetkili kılınmaması karşısında dava dışı firmaların satışa yetkili kılındığı ve davacı yerine ihalelere girmesinin sağlanıp, davacının zarara uğradığı iddiasının yerinde olmadığı, ayrıca sözleşmelerin 6.maddesinde tarafların her zaman ve hiçbir gerekçe göstermeksizin sözleşmeleri 3 ay önceden yazılı bir bildirim ile feshedebileceğinin hüküm altına alındığı, davalının davacıya gönderdiği ihtarnameler 3 aylık süreyi davacıya tanıdığı ve bu sürenin sonunda sözleşmelerin feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece alınan 27.4.2007 tarihli bilirkişi heyet raporunda davacının mahrum kaldığı net kâr tutarını davalıdan isteyebileceği belirtildiği halde mahkemece aksi düşünceyle ve geçerli olmayan gerekçeyle davacının talebi reddedilmiştir.
HUMK.nun 275. maddesine göre hakim çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiden görüş alır. Yine aynı Yasanın 286. maddesine göre de her ne kadar bilirkişi görüşü ile bağlı değil ise de, maddi olayların saptanması ve teknik konuların açıklanması açısından bilirkişi yerine geçerek karar veremez.
Somut olayda davacıların iddiaları yönünden yapılan bilirkişi incelemesi sonunda alınan rapora itibar edilmeyerek aksi düşünce ile karar verilmiştir. Bu yönde hareket edilmesi yukarıda açıklanan kurallara aykırı olup, rapor yetersiz görülmüş ise tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.