Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7083 E. 2010/4489 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7083
KARAR NO : 2010/4489
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

Mahkemesi :Asliye HukukMahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirketin ödenmeyen zirai ilaç, gübre, tohum vb. alacaklarının tahsili için giriştiği icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının yaptığı icra takibinde takip dayanağı “alınan malın ve yapılan işin bedeli” olarak belirtilmiş olup, borca karşılık verilen bononun dayanak olarak belirtilmediğini, müvekkilinin itirazında haklı olduğunu, müvekkilinin takibe itiraz etmese alacaklının elinde hem bononun olacağını hem de kesinleşmiş bir icra takibi bulunacağını, davacının kötüniyetli olup, mükerrer alacak tahsilini amaçladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının, davasını imzası davalı borçlu tarafından inkar edilmeyen ve zamanaşımına uğramamış kambiyo senedi ile ispat ettiği, itirazın haksız ve kötüniyetli olduğu, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, takip talebinde borç sebebini “25.12.2007 zirai ilaç ve gübre bedeli” olarak göstermiştir. Davalı “benim böyle bir borcum yoktur…” diye takibe itiraz etmiştir. Açılan itirazın iptali davasında davacı, davalının borcuna karşılık verdiği bononun bulunamaması nedeniyle ilamsız icra takibi yaptıklarını belirtmiştir. Davalı, borcuna karşılık davacıya bono verdiğini ve davacının her zaman bu yola başvurarak mükerrer alacak tahsili yoluna gittiğini savunmuştur. Bu durumda davalının, aleyhine yapılan takibe salt itirazı İİK.nun 67/2. maddesinde öngörülen icra inkar tazminatına hükmolunmasını gerektirmez. Zira, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmolunması için davalının anılan yasa hükmünde öngörülen anlamda itirazında haksız olmasını gerektirir. Somut olayda, icra takibinde herhangi bir belgeye dayanmayan alacaklının takibe itirazdan sonra açılan itirazın iptali davasında bonoya dayanmış olması halinde davalının itirazında haksız olduğu kabul edilemeyeceğinden aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunması doğru olmadığı gibi, davalı icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğüne, dair usulüne uygun bir ihtarname tebliğ edildiği ispatlanamadığı halde mahkemece işlemiş faize hükmolunması da isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.4.2010 gününde gerekçede oyçokluğu, sonuçta oybirliğiyle karar verildi.

GEREKÇE YÖNÜNDEN KARŞI OY YAZISI
İİK.nun 67/2. maddesi uyarınca; “itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu… diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edilir.
Anılan yasa maddesinden de açıkça anlaşılacağı gibi icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için koşulları mevcut bir itirazın iptali davası bulunması, davacının talep etmesi ve davada borçlunun haksızlığına hükmedilmiş olması gerekmektedir. Bunlara ek olarak Yargıtay, alacağın likid (bilinebilir, belirlenebilir) olmasını da diğer bir şart olarak kabul etmektedir.
Somut olayda icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli koşulların tümü mevcut olup mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma gerekçesine katılamıyorum.