Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7258 E. 2010/4301 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7258
KARAR NO : 2010/4301
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalıdan 158.000.00 USD bedelli Base Oil isimli madde satın alındığını, bedelin davalıya ödendiğini, müvekkilinin davalı ile mal alım anlaşması yaparken satıma konu malın gümrükten geçirileceğinden gümrük vergisi ve KDV indiriminden yararlanabilmek için mala ilişkin olarak “antrepo beyannamesi” talep ettiğini, davalının satıma konu mala ilişkin olarak müvekkiline 31.05.2007 ve 05.07.2007 tarihli antrepo beyannamelerini verdiğini, söz konusu beyannamelerde davalı firmanın mallarında form A belgesinin bulunduğunun belirtildiği,buna göre malın gümrükten çekildiğini böylece tüm hukuki ve maddi sorumluluğun müvekkiline geçtiğini, form A menşe belgesi usulüne uygun geçerli bir belge olmadığı için müvekkilinin vergi ve para cezası ödemek zorunda kaldığını, söz konusu mağduriyetten davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 20.000.54 YTL’nin ödeme tarihi olan 13.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel yetki kuralları gereğince davalının ikametgahı Kadıköy Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, malın teşvikli olduğuna dair bir garanti ya da taahhüdünün bulunmadığını, gümrük idaresinin önce kabul edip sonra geçerli saymadığı evrakın davalı tarafından tanzim edilmiş bir evrak olmadığını, Litvanya Gümrük İdaresi tarafından tanzim edildiğini ancak gümrük müfettişlerinin daha sonra AB üyesi olan Litvanya ile Türkiye arasında ikili anlaşmalar yapılmadığından bahisle Litvanya Gümrük İdaresinin tanzim ettiği evrakı kabul etmediğini, hal böyle olunca zarar ile müvekkilinin eylem ve işlemleri arasında bir nedensellik bağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde davalı tarafın yetki itirazı süresinde olmadığından yerinde görülmemiş taraflar arasındaki anlaşma gereğince davaya konu malın satımından sonra davalı firma tarafından davacı firmaya verilen ve form A menşei belgesinin bulunduğu belirtilen antrepo beyannamelerine dayanarak KDV ve vergi indirimi söz konusu olacağından bu taahhüde güvenen davacının davaya konu malı satın ve teslim aldığı ancak davalı firmanın taahhüdünü yerine getiremediği, bu nedenle davacının toplam 20.000.54 TL vergi ve para cezası ödemek zorunda kaldığı, davacının bu zararı ile davalının eylemi arasında nedensellik bağının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 20.000.54 TL’nin 13.11.2008 ödeme tarihinden itibaren yürütülecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirme hükme yeterli görülmemiştir.Bu durumda mahkemece HUMK.nun 275.maddesine göre uyuşmazlığın niteliği gözetilerek iddia ve savunma çerçevesinde konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3.kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.