Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7503 E. 2010/1574 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7503
KARAR NO : 2010/1574
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı … A.Ş. Vek.Av…. gelmiş, diğer davalı … A.Ş. vekiline çıkarılan tebligatın bila tebliğ döndüğü görüldüğünden gelen tarafların tebligat yaptıramayacağını, duruşmadan vazgeçtiklerini belirtmeleri üzerine incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili müvekkili ile davalılardan … Ltd. Şti. ile … AŞ. arasında, sermaye sıkıntısını çözmek ve piyasadan vadeli mal, hizmet ve nakit bulmak için yapılan anlaşma uyarınca karşılıklı hatır çeklerinin düzenlendiğini, müvekkilince düzenlenen çeklerin lehdarı olan davalı … Ltd. Şti.nin gerçek olmayan faturalar düzenleyerek çekleri diğer davalı … Hizmetleri AŞ.’ne ciro ettiğini ve ilk çekin … Ltd. Şti. tarafından ödendiğini, adı geçenin sonraki çekleri ödememesi üzerine müvekkilinin hesabından bu tutarın çekildiğini; karşılık alınan ve keşidecisi … AŞ olan çekler hakkında ödemeden men talimatı verildiğini, davalı … şirketinin uzun süredir … AŞ ile çalıştığını ve çekleri günü gelmeden ibraz ettiğini, geçerli bir hukuki ilişkiye dayanmayan alacakların faktoring şirketince alınamayacağını ileri sürerek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı davalılardan … AŞ hakkındaki davasını takip etmemiş, buna ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davalı …, … Ltd. Şti. yargılamaya katılmamıştır.
Davalılardan Factotürk Faktoring Hizmetleri AŞ vekili tarafların akdi ilişki içine girdiklerini ve davacının ödeme taahhüdünde bulunduğunu, yeterli incelemenin yapılması suretiyle 300.000,-TL.lik işlem yapıldığını, davacının gerçek olmayan bir hukuki durum yaratma çabası içinde olduğunu ve taahhütte bulunmasından sonra çeklerin rızası hilafına elinden çıktığından bahisle ödemeden men talimatı verdiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının muvazaaya dayanmasına rağmen, bu iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı, kendi defterlerinde dahi çeklerin normal bir ticari ilişki için verildiğinin kayıtlı olduğu, dolandırıcılık iddiasının ispatlanamadığı ve davacının da iştiraki nedeniyle kusurlu olduğu, davalı …’e karşı def’i ileri süremeyen davacının diğer davalı … şirketine karşı da ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacı vekilinin 19.12.2004 tarihli celsede davalı … AŞ. hakkındaki davayı takip etmediğini, bu davalı yönünden davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş olması karşısında, bu davalı hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilince davalılardan … AŞ. yönünden yaptığı temyize gelince:
Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in (RG. 10.10.2006 t. ve 26315 s.) 22 nci maddesinin 2 numaralı bendinde faktoring şirketlerinin kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın almaları veya tahsilini üstlenmeleri yasaklanmıştır.
Davacı alacağın gerçek olmadığını iddia ettiğine göre, bu iddianın ve yukarıda değinilen yönetmelik hükmünün değerlendirilmesi için faktoring ilişkisi içindeki davalıların ticari kayıtlarının oluşturulacak bir bilirkişi heyeti vasıtasıyle incelenmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması suretiyle ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Davacının davalı …, … Ltd. Şti. ile karşılıklı hatır çekleri düzenlediği yönündeki iddiasının, muvazaa iddiası olarak nitelendirilmesi yanılgıya dayalıdır. Davacı iddiasının karşılıklı borç altına girilmesi ve diğer tarafın verdiği kambiyo senetlerinin karşılıksız çıkması esasına göre değerlendirilmesi gerekir. Açıklanan bu yönler gözetilmeden iddianın yanlış yorumlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 sayılı bentlerde açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.