YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9210
KARAR NO : 2010/2969
KARAR TARİHİ : 17.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkili ile davalı şirket arasında 3.6.2002 tarihli bir distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davalının sistem otomasyon projesi kuracağından bahisle aldığı 45.427,08 TL.yi iade etmediğini, projenin de gerçekleştirilmediğini; kendi kullanımı için aldığı ve müvekkiline fatura ettiği tutarların 116.023,64 TL’yi bulduğunu; 2005 yılının sonlarına doğru eski olduğundan bahisle üç aracı değiştirmek konusunda müvekkilini zorladığını; ayrıca 12. 4.2006 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, feshin 14.7.2006’da yürürlüğe girdiğini ve bu tarihte stoklarındaki malın davalıya iade edildiğini, haftalık satış tutarının da havale edildiğini, özveriyle çalışmalarına rağmen davalının kötü yönetimi nedeniyle kâr edilemediğini ileri sürerek saha otomasyon projesi için şimdilik 150.000,-TL.nin ödenmesini, 2002-2006 dönemi kâr kaybının tesbitini ve ödenmesini, 1.200.000,-TL.lik teminat mektubundan doğan munzam zararın tesbitini ve ödenmesini, haksız fesih nedeniyle ödenen tazminatlar tutarı 126.057,-TL.nin ve feshin 11 ay önce yapılması nedeniyle oluşan 282.000,-TL.nin ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili fesih için gerekçe göstermek zorunda olmadıklarını, 90 günlük fesih süresine uyulduğunu, Borçlar Kanunu’nun 21 inci maddesindeki zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının da sözleşmeye dayalı olarak fesih hakkını kullanma imkânının bulunduğunu; saha otomasyon projesine davacının talip olduğunu ve katılım payı ödediğini, alternatif seçenekler çıkınca kar payı toplanmasına ara verildiğini, davacının da iadeyi talep etmediğini, ihtar üzerine bu paranın 3.8.2006 tarihinde ödendiğini, diğer istemlerin davacının sorumluluğunda olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece teminat mektuplarının yapılan mutabakattan sonra makul sayılabilecek bir süre içinde davacıya iade edildiği, sözleşmeye dayalı olarak tevdi edilen teminat mektubundan dolayı davacının zarar iddiasının yerinde bulunmadığı; sözleşmenin 12 a maddesi uyarınca davacının tazminat talep etme hakkının bulunmadığı ve saha otomasyon projesi için davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle munzam zarar istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıdaki onama harcının temyiz edenden alınmasına, 17.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.