YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10166
KARAR NO : 2010/13695
KARAR TARİHİ : 02.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 17.06.2008
No : 224-164
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı …’ın kardeş olduğunu ve müvekkilinin Fransada çalışıp, birikimini Türkiye’de değerlendirmek istediğini, kardeşi davalı …’in çalıştığı … ilinde minibüs hattı almaya karar verdiğini ve diğer davalıya ait minibüs hattının ve aracın müvekkili tarafından 1992 Temmuz ayında 235.000.000.-TL bedelle satın alınıp, paranın davalı …’e ödendiğini, ancak devir işlemlerinin pahalı olması nedeni ile … Belediyesi ve Trafik Şubesindeki resmi işlemlerin o tarihte yapılamadığını, aracın müvekkilin kardeşi davalı …’ın şoförlüğünde çalışmaya başladığını, ancak 1997 yılı Mart ayında minibüs hattının davalı … tarafından diğer davalı …’a resmi olarak Belediye Başkanlığında satışının yapıldığını, durumu davalılara sorulduğunda doğru olduğunun öğrenilmesi üzerine taraflar arasında görüşmeler yapıldığı ve davalı …’ın müvekkiline 7.150.000.000.-TL bedelli bono verdiğini, ancak bononun miktar kısmında tahrifat yapıldığı gerekçesiyle açılan menfi tespit davasının kabul edilip, hükmün Yargıtay ilgili Dairesi tarafından onandığını, müvekkili ile davalı … hakkında evrakta sahtecilik suçundan Afyon Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada …’in minibüs hattını müvekkiline sattığını, ancak devir işlemini kardeşi … adına yaptığını kabul ettiğini, müvekkilinin bedelini ödediği halde kendisine teslim edilmeyen minibüs hattı ve araç nedeni ile ödediği bedel için dava açma zarureti doğduğunu belirterek 15.000.000.000.-TL’nin yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, minibüs hattı ve aracın müvekkili tarafından diğer davalı …’ten satın alındığını, davacı ile bu satım ilişkisinin bir ilgisinin bulunmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalı … ise, minibüs hattı ve araç davası ile diğer davalı kardeşine birlikte sattığını, bakiye 150.000.000.000.-TL borç kaldığı için devir işlemlerinin yapılamadığını, daha sonra davacının yurtdışında olması nedeni ile minibüs hattını davalı …’a devrettiğini, aracı da kalan borcuna karşılık üçüncü şahsa satıp senedi iade ettiğini, kardeşler arasındaki husumeti bilmediğini, aracın devrinin alınmaması nedeni ile vergi ve trafik cezalarının kendisi tarafından ödendiğini, bu nedenle zarara uğradığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ile davalı …’ın kardeş olup, davacının yurtdışında edindiği birikimin değerlendirilmesi amacı ile davalı …’e ait minibüs hattı ile birlikte satın aldığı ve kardeşi davalı …’a kâr ortaklığı şeklinde bıraktığı araç ve hattın resmi devrinin bakiye borç nedeni ile yapılamadığı, daha sonra devrin davalı … adına yapıldığı, davacı ile davalı …’ın aralarındaki anlaşma gereği davalı …’ın 150.000.000.-TL bedelli senet verdiği, senet bedelinin ödenmemesi üzerine davacının icra kanalı ile aracın ve hattı sattırmak sureti ile parasını tahsil ettiği, davacı …’ın minibüs hattı için ödediği bedelin tahsili için … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2000-568- 2002/84 sayılı dosyası ile dava açıp, parasını dava yolu ile tahsil ettiği, böylece davacının her iki davalıdan alacaklarını tahsil etmesine rağmen tekrar bu bedel için dava açmasının MK.nun 2.maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, fazla ödenen peşin harcın istek halinde iadesine, 02.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.