Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/10833 E. 2010/14386 K. 15.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10833
KARAR NO : 2010/14386
KARAR TARİHİ : 15.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 29.12.2009
No : 612-1003

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk karar tarafların temyizi üzerine; Dairemizin 2008/5774 Esas, 2009/1069 Karar sayılı ve 16.02.2009 tarihli ilamıyla; HUMK.’nun 388/son ve 389. maddeleri uyarınca hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, dava İİK.’nun 72. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğuna göre, davacının borçlu olmadığı miktarın tespiti biçiminde karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde menfi tespit davasıyla bağdaşmayacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takibe konu 5000.-USD meblağlı bonodan dolayı davacı yanın 1.606,95.-USD’lik bölüm üzerinden borçlu olmadığının tespitine, takibin itirazın iptaline karar verilen asıl alacak bölümü 1.606,95.-USD’ye takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a.maddesi uyarınca bir yıllık USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanacak değişen oranda en yüksek mevduat faizi uygulanmasına, kabul edilen alacak miktarının takip tarihi itibariyle TL karşılığı üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan; reddedilen USD miktarının takip tarihi itibariyle TL karşılğı üzerinden %40 icra inkar tazminatının davacılardan alınmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme kararı davacılar vekiline 26.04.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, 15 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 29.07.2010 tarihinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden; mahkemece, dairemiz bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma kararımız gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, taraflar arasındaki cari hesap ve kefaletname sözleşmesinin 5. maddesinde temerrüt faiz oranları düzenlenmiş, 6. maddesinde ise taraflar arasındaki hesap uyuşmazlığında Turanlı’nın ticari defterleri ve kayıtlarının esas alınacağı öngörülmüştür. Bu durumda mahkemece, anılan sözleşme hükümleri gözetilmek suretiyle konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi hüküm fıkrasının 5.bendinde menfi tespit davasıyla bağdaşmayacak biçimde ifadelere yer verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.