YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10926
KARAR NO : 2011/5709
KARAR TARİHİ : 27.04.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi …’in davalıdan 20.000.000.000 TL borç alıp karşılığında 30.12.2004 keşide tarihli 20.000.000.000 TL bedelli çek verdiğini, borcun 10.000.000.000 TL’lik kısmını davalıya ödediğini, davalının da bu miktar için el yazısıyla yazdığı ibranameyi müvekkillerinin murisine verdiğini, ancak davalının ödenen miktarı mahsup etmeden çek bedelinin tamamının tahsili için müvekkilleri aleyhine icra takibi yaptığını ileri sürerek müvekkillerinin icra takibinden dolayı davalıya 10.000 YTL borçlu olmadıklarının tespitine, % 40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın ibraz ettiği belgedeki çekin davaya konu çek olduğuna dair belgede açıklama bulunmadığını, belgede bahsedilen çekin zaman içerisinde kısmi ödeme yapılan ve değiştirilen bir çek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın sunduğu belgede bahsedilen çekin davaya konu çek olduğu yönünde belgeden anlam çıkarılamadığı, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafın davalı tarafa herhangi bir ödeme yapıldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı tarafından takibe konu edilen çeke karşılık 10.000 TL ödeme yapılmasına rağmen çekin 20.000 TL üzerinden takibe konu edildiğini, ödemenin dikkate alınmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmışlardır. Protokol başlıklı ödeme belgesinde tarih yoksa da çekteki alacağın 10.000 TL olduğuna ilişkin ibare yer almaktadır. Davalı alacaklı ödemenin başka bir bir borca karşılık olduğunu savunmuştur. Bu durumda ödemenin başka bir alacağa ilişkin bulunduğu yönündeki ispat yükü davalı alacaklıda olup davalı alacaklının bu savunmasını ispat edememesi halinde ödemenin takip konusu yapılan ve muaccel olan borca karşılık yapıldığının kabulü gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilerek davalıdan ödemenin başka bir alacağa yönelik olduğuna ilişkin delilleri sorulup toplanarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.