Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/11165 E. 2011/4428 K. 05.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11165
KARAR NO : 2011/4428
KARAR TARİHİ : 05.04.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-
Asıl davada ve birleşen davada davacılar vekili davalı bankanın müvekkilleri aleyhine İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/165 esas, 2004/1036 sayılı kararı ile 26.05.2006 tarihli 24 sayılı Teftiş Raporuna dayandığını, Tekel Pazarlama ve Müessese Müdürlüğüne ait bazı ihracat bedellerinin banka yetkililerince davacılara ait hesaplara aktarılmak suretiyle bu hesaplarda tutulduğu ve bir müddet sonra bu bedellerin kurum hesabına aktarıldığını, bedellerin bu hesaplarda tutulduğu süre içinde tekel kurumunun faiz kaybına uğraması nedeniyle ortaya çıkan zararın davalı bankaya tazmin ettirilmesi sonucu doğan banka zararının davalı bankanın mudisi olan müvekkillerinden istenmesi amacını taşıdığını, tekel kurumunun ihracat bedellerinin hesaplarına yatırılmasında müvekkillerinin talimatları bulunmadığını, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın tarafı olmadıklarını, ana para ve faizden yararlanmadıklarını ve kusurun tamamen davalı bankada bulunduğunu ileri sürerek, ayrı ayrı takiplerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı banka, asıl dava ve birleşen davada, ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece dosya kapsamı, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi kararı, takip dosyaları, bilirkişi raporuna göre, asıl ve birleşen davaların kabulüne, asıl davada davacı …’ın …6.İcra Müdürlüğünün 2006/21545 sayılı icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen dosyada davacı … …’ın…6.İcra Müdürlüğünün 2006/21544 sayılı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm her iki dosya yönünden de davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.

Asıl davada davacı … vekilinin 12.02.2009 tarihli celsede, “…davalının delil listesinin 10.maddesinde belirtilen Finansbank AŞ.’ne gönderilen 16.300 TL’lik para müvekkilin …’ın hesabına geçmiştir. Buna bir itirazım yoktur.” şeklindeki beyanı ile kısmi kabulü vardır.
Dosya içindeki 26.05.2006 tarihli 24 nolu Teftiş Kurulu Başkanlığının müfettiş raporunda da ; neticeten “…davaya konu olayın, Kentbank AŞ….Şubesi yetkililerinin dönemin Tekel Müessese Müdürlüğü yetkililerinden ihracat bedellerinin geliş tarihlerini gizleyerek banka lehine menfaat sağlanması şeklinde olmadığı, söz konusu ihracat bedellerinin Tekel Müessese Müdürlüğünün o dönemdeki yetkililerinin de bilgisi dahilinde bazı kişilere menfaat sağlanması sonucu gerçekleştiği kanaatine ulaşılmış olup, hesaplarında mevduat olmadığı halde ihracat işlemlerinin gerçekleştirildiği, 1997 yılında toplam 53.831,59 TL’lik manuel faiz ödemesi yapılan …… ve … hakkında rapor tarihi itibariyle TCMB avans işlemlerinde uygulanan faiz oranlarından toplam 339.939 YTL olarak hesaplanan alacağın tahsili için Hukuk Birimi tarafından yasal takip işlemlerinin başlatılması gerektiği düşünülmektedir.”denilmiştir.
Hükme esas alınan 27.07.2009 havale tarihli bilirkişi raporunda ise, “…davalı bankanın …Şubesinin mevduat olmaksızın direkt davacı hesaplarına faiz geçmesi işlemini re’sen yaparak usulsüz işlem gerçekleştirdiği, bu nedenle kusurlu olduğu kanaatine varılmaktadır.” Sonuç kısmında da “…esas ve birleşen davada, davalı bankanın davacılar hesabına geçmiş oldukları tutarları bilerek ve özel bir amaç izleyerek yatırdığı, ortaya çıkan zenginliğin geçerli bir sebebinin bulunduğu kanaatine varılmakla, davacıların borçlu olmadıklarının tespitine yönelik istemlerinin yerinde olduğu, mahkeme davacıların hesaplarına geçen tutarların geçerli sebebinin bulunmadığı” ve haksız kazanç görüşünde ise “…davacılar asıl alacak kısmından sorumludurlar….”diye görüş bildirmiştir. Mahkeme de rapora uygun karar vermiştir.
Anılan bu rapora davalı vekili gerekçelerini de göstererek itiraz etmiştir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirtilen şekilde davacı …’ın kısmi ikrarı bankanın teftiş raporları, bilirkişinin raporunun seçenekli görüşlü olması ve davalı vekilinin itirazları da gözetilerek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinin raporlarında açıklanan yönlerin de değerlendirilmesi yapılacak şekilde Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 05.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.