YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1378
KARAR NO : 2010/10145
KARAR TARİHİ : 22.09.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 25.03.2008
No : 247-165
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan İnternet bankacılığı hizmeti aldığını, müvekkilinin kredi hesabından internet işlemiyle toplam 18.500 YTL’nin dava dışı … ’ın hesabına aktarılıp çekildiğini ileri sürerek bu miktardan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, müvekkilinden tahsil olunan faizin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, internet bankacılığı kullanılarak dolandırıcılık yapılması durumunda müvekkili bankaya kusur yüklenemeyeceğini, davacının bilgisayarını kullanırken gerekli güvenlik önlemlerini alması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda somut olayda davalı bankanın hafif kusurundan söz etmenin mümkün olmadığı, davacının bilgisayarına gerekli antivirüs programlarını yüklemeyerek internet ortamında korumasız şekilde kullandığı ve meydana gelen zarara katlanmak zorunda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yoluyla yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.nun 306 ve 307 maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı yasanın 472/1.maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar
../…
S.2
Esas Karar
2010/1378 2010/10145
aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağının mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece davacının bilgisayarına gerekli antivirüs programlarını yüklemeyerek internet ortamında korumasız şekilde kullandığı ve meydana gelen zarara katlanmak zorunda olduğu, davalı bankanın hafif kusurundan söz etmenin mümkün olmadığı belirtilmiş, yani davacı %100 oranında kusurlu kabul edilmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi ispat yükü kendisinde olan davalı banka, davacıya verdiği şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Bankalar objetif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden doğan hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Sadece davacıya veya yetkili kıldığı kişiye ödeme yapmakla borcundan kurtulması mümkün olan bankanın, davacı hesabından çekilen paranın tamamından sorumlu tutulması gerekir. Davacının izni ve bilgisi dışında hesabındaki paranın 3.kişi tarafından sahtecilik yoluyla başka bir hesaba aktarılarak çekilmesi vakıası, bankanın objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının kurulmasına yeterli olan olgular olup, BK.nun 100.ncü madde hükmünün koşulları oluşmuştur. Tüm kusur bankada olduğu halde yazılı gerekçeyle davacının tamamen kusurlu olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.
Karşılaştırıldı. …