YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13913
KARAR NO : 2011/1084
KARAR TARİHİ : 02.02.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 07.10.2009
Nosu : 161-450
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı … Sanayi Ticaret Ltd. Şti. arasında yapılan kredi sözleşmesini müvekkilinin kefil olarak imzaladığını, sözleşmenin yapıldığı sırada kredi miktarının belirtilmediğini, BK’nun 484. maddesi hükmü uyarınca kefillerin sorumluluğunun oluşabilmesi için kredi sözleşmesinde kefalet limitinin gösterilmesi gerektiğini, davalının … 6. İcra Müdürlüğü’nün 2008/3073 sayılı dosyasında kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine,% 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, davacının kefalet limiti altında kalan borcun tamamından sorumlu olduğunu, beyan ederek davanın reddini savunmuş, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davalı bankanın çalışanı dava dışı … hakkında ceza mahkemesince özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kredi sözleşmesinin imzalandığı sırada kefalet limitinin belirlenmediği, daha sonra anılan davalı çalışanı tarafından yazı ve rakam ile 500.000,00 TL kefalet limitinin eklendiği, ceza mahkemesince de maddi olgunun bu şekilde kabul edildiği, BK’nun 484. maddesi, 12.04.1944 tarihli ve 14/13 sayılı içtihadı Birleştirme kararı gereğince kefillerin ödeyeceği belirli bir miktarın gösterilmemiş olmasının kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirdiği, ancak davalının icra takibinde kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı banka tarafından davacı aleyhine yürütülen icra takibinin dayanağı 22.04.2004 tarihli kredi genel sözleşmesindeki kefaletten dolayı davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacının % 40 tazminat talebinin reddine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcı da yatırılmadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı banka vekilinin temyizine gelince; B.K.’ nun 53. maddesi gereğince, ceza mahkemesinden verilen beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi olgunun saptanmasına ilişkin ceza mahkemesi kararları hukuk hakimini bağlar. Somut olayda davacı davaya konu kredi sözleşmesini düzenlendiği sırada kefalet limitinin yazılı olmadığını, davalı bankanın memuru tarafından sonradan eklendiğini iddia etmektedir. Davacını bu iddiasıyla ilgili olarak … 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/573 Esas sayılı dosyasında davalı banka çalışanı … hakkında yapılan yargılama sonucunda özel belgede sahtecilik suçundan dolayı mahkumiyet kararı verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda somut olayın gösterdiği özellikler itibarıyla davaya konu kredi sözleşmesine davacının kefalet limitinin sonradan eklendiği yönünde maddi vakıayı saptayan 2008/573 Esas, 2009/939 Karar sayılı ve 25.06.2009 tarihli … 14. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) sayılı bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, 02.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.