Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/14364 E. 2011/8139 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14364
KARAR NO : 2011/8139
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı … arasında imzalanan Kredi Kartı Sözleşmesini garantör sıfatıyla imzaladığını, kredi kartı kullanımından kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kefil sıfatıyla kefalet limiti dahilinde 4.600 TL ödediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının sözleşmedeki amacının ve sıfatının kefillik olduğu, bu nedenle sadece kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu, bu miktarı da ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu Kredi Kartı Sözleşmesini garantör olarak imzalayan davalının sıfatı, mahkeme ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/19-534 Esas, 2001/583 Karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi BK.nun 110.maddesinde düzenlenen başkasının fiilini taahhüt (garanti) sözleşmesi niteliğinde olmayıp BK.nun 483 ve devamı maddesinde düzenlenen kefalet sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda kefilin borcu kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından ibarettir.
Davacı banka tarafından davalıya ihtarname gönderildikten sonra kefilin bankaya 4.600.TL ödediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Mahkemece takip tarihi itibariyle kefilin kefalet limiti ve temerrütü gözetilip toplam sorumlu olduğu miktar tespit edilerek ödemeden fazla borçlu olduğunun tespit edilmesi halinde bu miktar üzerinden sorumlu olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken bu yönde inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 16.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.