YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14752
KARAR NO : 2011/10125
KARAR TARİHİ : 18.07.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturalar içeriğindeki malların müvekkilince davalıya satılarak teslim edilmiş ise de, bedelinin ödenmediğini, aleyhine girişilen takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme ilişkisi içerisinde, davacı alacağına karşılık müvekkilince düzenlenen fatura ile hizmet sunulduğunu, böylece müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuş ve % 40 oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafın davalıdan bir alacağı bulunmadığının saptandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme bulunduğunu savunarak bu sözleşmeye dayanmış ise de, dayandığı sözleşmedeki karşı taraf imzasının davacının yetkilisine ait olmadığı bilirkişi raporu ile saptanmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkide yazılı bir sözleşme bulunduğundan söz edilemez. Ne var ki, davacı taraf davalıya mal sattığını iddia etmiş, davalı ise davacının kestiği mal bedeline ilişkin faturaları defterine kaydetmiş, ancak buna karşılık davacıya bir takım hizmetler verdiğini savunarak bu verdiği hizmet bedellerinin davacı alacağından düşüldüğünde herhangi bir borcu kalmadığını savunmuştur. O halde taraflar arasında sözlü olarak bir ticari ilişkinin kurulduğunun kabulü gerekir. Dava konusu fatura davalının defterinde kayıtlı olduğuna göre uyuşmazlık bu fatura bedeli karşılığında davalının davacıya savunmasında belirttiği hizmeti verip vermediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle davalı savunmasında belirttiği hizmeti verdiğini, HUMK.’nun 288. vd. maddeleri uyarınca yazılı delille kanıtlamakla yükümlüdür. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalı tarafından kesilen hizmet bedeline ilişkin faturaya karşı davacı tarafça itirazda bulunulmadığı şeklinde bir saptamaya yer verilmiş ise de bu saptamanın dayanakları gösterilmemiştir.
Dosyada bulunan 30.03.2010 tarihli … Kargo şirketinin cevap yazısından davalının faturasının davacıya tebliğ edilmeden iade edildiği gibi bir sonuç çıkmaktadır.
Bu durumda mahkemece davalı tarafından davacıya verildiği savunulan hizmetin ispatı yönünden davalıya olanak tanınması, davalı tarafın bu hizmet karşılığında düzenlediği faturanın davacıya tebliğ edilip edilmediği ve edilmiş ise süresinde faturaya itiraz bulunup bulunmadığı hususları yönünden daha ayrıntılı bir araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.