YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2349
KARAR NO : 2010/3550
KARAR TARİHİ : 29.03.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit-tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı bankaca kredi kartı sözleşmesi dayanak yapılarak ihtiyati haciz talepli olarak takip yapıldığını ve davacıya ait menkul malların eksik kimlik bilgileri ve farklı adrese ve çıplak gözle bile görülebilir imza farklılığına rağmen davalının ısrarlı ve ihmalkar tutumu yüzünden muhafaza altına alındığını, davacının dayanak kredi kartı sebebiyle borçlu bulunmadığını, muhafaza altına alınan mallar nedeniyle davacının maddi zarara uğradığını ve ticari itibarının sarsılması nedeniyle manevi zararının oluştuğunu, ayrıca davalı bankaca davacıya ait hesaptaki 1.308.90.-TL üzerine haksız olarak bloke konulduğunu beyanla davacının dayanak yapılan kredi kartı sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 20.627,08.-TL maddi ve 20.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesine ve davacının 3620-646564 nolu hesabı üzerine konan 1.308.-TL blokenin kaldırılmasına, bloke tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının babası …’un kefili olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığından menfi tesbit davasının kabulüne, davalı alacaklının yapmış olduğu ihtiyati haciz nedeni ile muhafaza altına alınan ve muhafaza esnasında son kullanma tarihi geçen mallardan dolayı davacının maddi zararı oluştuğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden kısmen kabulüne, davalı bankanın ticari bir kuruluş olması ve davacının kredi sözleşmesinde kefil olarak gözükmesi nedeniyle haciz işleminin kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı tarafça da kötüniyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine ve yapılan araştırmada banka kayıtlarında herhangi bir blokenin mevcut olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle bu konudaki talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, banka kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanun’unun 44/1.maddesindeki düzenlemeye göre, davanın Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği gözetilmeden genel mahkeme sıfatıyla yargılama yapılarak hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.