YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2563
KARAR NO : 2010/12928
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, davacının keşideci davalı …’un lehtarı bulunduğu diğer davalıya ciro edilen 20.04.1990 tanzim 7.1.2002 vadeli bononun teminat olarak ve vade tarihi yazılmadan …’a verildiği, ancak lehtarı bonoyu kaybettiği için iade edemediği ciranta lehtarın ciro imzasının kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, mevcut durum karşısında davalı, hamile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı hamil … vekili, davacının lehtar ile aralarında yaptığı mutabakat belgesinin iyiniyetli müvekkilini bağlamayacağını, lehtarın açtığı bir dava bulunmadığını, imzaların istiklali ilkesi gereği davacının bu davayı açamayacağını, bir başka anlatımla keşidecinin ciranta imzasının cirantaya ait olmadığını ileri süremeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … duruşmadaki beyanında, ciranta imzasının kendisine ait olmadığını belirtmiştir.
Ceza mahkemesinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporda ciro imzasının basit tersimli zengin grafolojik materyal içermeyen imzalar oldukları aralarındaki kısmi benzerlikler saptanmakla birlikte söz konusu ciro imzasının … eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde daha ileri saptamaya gidilemeyeceği belirtilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda bononun teminat olarak diğer davalı lehtara verildiğini, bu durumun keşideci ile lehtar arasında ihtilafsız olduğunu, ancak hamilin kötüniyetli olduğunun, davacı keşideci tarafından kanıtlanamadığı, senet metninden anlaşılamayan def’ilerin iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle keşideci borçlunun, ciranta imzasının ilgilisine ait olmadığını ileri süremeyeceğine, TTK’nun 590.maddesindeki imzaların istiklali prensibi de dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11.11 .2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
– KARŞI OY YAZISI –
Dava konusu bononun keşidecisi davacı, lehdarı … olup, diğer davalı …’ya ciro edilmiştir. Davacı dava konusu bonodaki ciro imzasının cirantaya ait olmadığını, davalı hamilin yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, iş bu menfi tespit davasını açmıştır.
Mahkemece, yapılan incelemede ciro imzasının ciranta eli ürünü olduğu tespit edilememiştir. Bu şekilde ciro imzasının şirket yetkilisine ait olmadığı saptanmıştır. TTK.nun 690.maddesi yollamasıyla uygulanması gerekli anılan yasanın 622/son.maddesine göre bono bedelini ödeyecek kimse cirolar arasında muntazam bir teselsülün mevcut olup olmadığını incelemeye mecburdur. Bu incelemede hile veya ağır bir kusurun bulunmaması halinde ödeme yapmakla borcundan kurtulur. Oysa olayda keşideci cirolar arasında muntazam teselsül bulunmadığını, lehtarın ciro imzasının o kişiye ait olmadığını bildiğinden bu durumda bono bedelini hamil olan davacıya ödemekle lehtara olan sorumluluğundan kurtulamaz. Davalının lehtara karşı sorumluluğu devam ettiğinden ödeme yapmasına rağmen lehtara tekrar ödeme yapacağından TTK.nun 620/son.maddesi uyarınca yetkili olmayan hamile ödeme yapmama hakkında sahiptir (19. HD.19.12.2995, 9111/11487; 19.HD 11.11.2010, 2651/12930). Bu durumda davalı hamil yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceği için yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekir. Sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararına katılamıyoruz.