Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/3653 E. 2010/10339 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3653
KARAR NO : 2010/10339
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 8.10.2009
Nosu : 92-483

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketle 2007 yılından bu yana ticari ilişkisi olduğunu, davalıya verdiği döviz cinsinden dokuz adet çeke dayalı olarak davalının icra takibine giriştiğini, oysa anlaşmaya göre takibe konu 9 adet çek yerine davalı alacaklıya 10.000.’ar TL.den 9 adet bono ve 20.000.-er TL.den 2 adet çek verildiğini, böylece döviz cinsinden olan borcun sona erdirildiğini ve borcun yenilendiğini (tecdit) ileri sürerek, takipten ve dövizli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya mal sattığını, davalının 9 adet toplam 90.000.-USD’lik çekler verdiğini, ödeme güçlüğü içine düşünce borçlarını ödeme niyetinin göstergesi olarak ve müvekkilinin de alacağını tahsil açısından kendini güvende hissetmesi için 9 adet TL.cinsinden bono verdiğini ve daha sonra tekrar senet vereceğini bildirdiğini, bunların da ödenmeyip karşılıksız çıkması üzerine dövize bağlı çekler için takibe geçtiğini, sonradan verilen senetlerin önceki borcu sona erdirmediğini, borç yenileme sözleşmesi yapılmadığını, davacı borçlarını sadece sözde iyiniyetini göstererek güven telkin etmesi sonucu borcun ödeme süresinin uzatılması maksadıyla senetlerin alındığını sonradan verilen bu senetlerin vadeleri geldiğinde ödeyeceğini söylediğini, defter kayıtları ile durumunun net olarak ortaya çıkacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı, davacı defterleri üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporu ve belgelere göre borcun yenilenmediği, sonradan verilen çeklerle ilgili tahsilat ve icra takibi yapılmadığı ve davacının borcunu ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından % 40 kötüniyet tazminatına takdiren yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar delil olarak davalının ticari defterlerine de dayanmışlardır. 07.9.2009 tarihli bilirkişilerin hazırladığı raporda, davacı defter ve kayıtları incelenmiş ancak, sağlıklı bir kanıya varılabilmesi için davalı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde de konusunda uzman kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aslı gibidir.