YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3670
KARAR NO : 2010/5901
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalıdan işyerini kiralarken zarar ve ziyan ihtimaline ilişkin olarak 1.500 YTL teminat senedi düzenlendiğini, zararsız olarak taşınmazı tahliye etmesine rağmen söz konusu bedelsiz kalan bononun icra takibine konu edildiğini ileri sürerek senedin ve icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaya konu kiralayan kiracı ilişkisinin doğru olduğunu ancak davaya konu senedin taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi sebebiyle tanzim ve imza edildiğini, davacının bedelsizlik ve kötüniyet iddiasının yerinde olmadığını, iddianın aynı kuvvette yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde yazılı kira sözleşmesinin taraflarca ibraz edilemediği ancak kira sözleşmesinin varlığının ihtilafsız olduğu, keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan 20.04.2008 tanzim tarihli 1.500.00 YTL bedelli bononun davalı tarafından icra takibine konu edildiği, ispat külfeti davalıda olduğu için yemin hakkının hatırlatıldığı ve davacı yanca eda edilen yemin de nazara alındığında dava konusu senedin kira sözleşmesinin teminatı olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine,takibin dayanağı 1.500.00 YTL bedelli 20.04.2008 tanzim tarihli bononun iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ihdas nedeni bölümünde “nakden”kaydı bulunan bonodan kaynaklanmaktadır. Davacı, bononun taraflar arasındaki kira sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ve taşınmaz tahliye edildiğinden karşılıksız kaldığını iddia etmiş, davalı ise senedin kira sözleşmesiyle ilgisinin bulunmadığını, taraflar arasındaki alacak –borç ilişkisi nedeniyle düzenlenmiş olduğunu savunmuştur.
Bu durumda mahkemece, senedin ihdas nedenini talil eden davacının teminat iddiasını ispatla yükümlü olduğu, başka bir anlatımla somut olayda ispat yükünün davacı tarafta bulunduğu gözetilmeden davalıya yükletilmesi ve icapsız yemine dayanılarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.