Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4525 E. 2010/11969 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4525
KARAR NO : 2010/11969
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-davacı vekilince duruşmasız, davacı-davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av…. Gülmez gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı … vekili, davalı …Ltd.Şti. tarafından 2009/14423 Esas sayılı icra takibine konulan bononun vade tarihinin tahrif olunduğunu, zamanaşımına uğramış bono ile alacak istenemeyeceğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı …Ltd.Şti. vekili savunmasında, davaya konu bononun mevcut hali ile kendilerine ciro edildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Birleştirilen 2008/830 Esas sayılı davanın davacısı …Ltd.Şti. vekili davalı …A.Ş. ile aralarında ticari ilişki olduğunu ve şirket borcuna karşılık diğer davalı … tarafından ciro ile bono verildiğini, ancak ödenmediğini iddia ederek cari hesap alacağının tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleştirilen davanın davalıları vekili savunmasında, taraflar arasında menfi tespit davası mevcut olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece birleştirilen davada eda davası açılması imkanı var iken tespit davası açılamayacağı, asıl davada, davacının senet bedelinden ciro imzası ile sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, hüküm asıl davanın davacı vekili ve birleştirilen davanın davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Birleştirilen 2008/830 Esas sayılı davada, dava şartı yokluğu nedeniyle dava usulen reddedildiğinden vekil ile temsil edilen davalı taraf yararına maktu vekalet ücretini aşmamak üzere vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücreti takdiri doğru görülmediğinden birleştirilen davanın davacısının temyiz itirazı yerindedir.
2-Asıl davaya yönelik davacının temyizine gelince;
Davacı takip konusu bononun vade tarihinin tahrif edildiğini ileri sürmüş olup, bu yönde bir inceleme yapılmamıştır.
Öte yandan davacının senedin arkasındaki ciro imzasının hangi tarihte atıldığı yazılı değildir. Bu durumda vade tarihinin tahrifinden sonra imzalandığı ve mevcut hali ile ciro edildiğinin kabulü isabetsizdir.

Bu durumda mahkemece davacının tahrifat ve zamanaşımı itirazları üzerinde inceleme ve araştırma yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle birleştirilen davanın, birleştirilen davacı yararına, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle asıl davanın asıl davacı yararına BOZULMASINA, birleştirilen davacı vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunduğundan 750.00.-TL.duruşma vekalet ücretinin birleştirilen davalılar … ve …A.Ş. alınarak birleştirilen davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.