YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4998
KARAR NO : 2010/14181
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 29.12.2009
No : 208-1015
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı Akbank’ta bulunan 8596 nolu hesabından 5.10.2006 tarihinde müvekkilinin rızası dışında 3.753 TL ve hesaptan çekilebilecek kredi limitinden 9.896 TL’nin de davalı Akbank TAŞ tarafından müvekkilinin izni ve rızası olmaksızın müvekkilini kredi borçlusu yapmak suretiyle toplam olarak 13.600 TL’nin EFT ile davalı Yapı Kredi Bankasının iki farklı hesabına transfer edildiğini ve davalı Yapı Kredi Bankası şubelerinden çekildiğini, zararın giderilmesi için talepte bulunulmasına rağmen zararın karşılanmadığını, müvekkilinin hesabından toplam 14.739,03 TL kesinti yapıldığını, bunun tahsili için yapılan takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu bildirerek itirazın iptaline, % 40 tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Akbank vekili, müvekkili bankanın internet bankacılık hizmetinin uluslar arası alanda kabul edilen güvenlik standartlarına uygun olduğunu ve bağımsız kuruluşlarca sürekli denetlendiğini, davacının zararına, şifresini iyi koruyamamasının sebep olduğunu savunarak davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Yapı Kredi Bankası vekili, davacının zararının, korumakla yükümlü olduğu internet bankacılığı web sitesine girişte kullandığı şifre ve müşteri numarasını kişisel bilgisayarında güvenlik tedbiri almaması ve çalınması sebebiyle gerçekleştiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı Akbank’ın internet için gerekli koruyucu önlemleri olmadığından; davalı Yapı Kredi Bankası’nın hesap açanın ve hesaptan para çekenin kimliğini gerekli şekilde kontrol etmediğinden; davacının ise, şifrenin nasıl elde edildiği kesin olarak tespit edilememekle birlikte şifrenin korunması için yeterli tedbirleri almadığından davacının % 40, davalıların % 60 oranında kusurlu bulundukları, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların
itirazının asıl alacağın 7.920 TL’lik bölümü, kredi faizinin 879.46 TL’lik bölümü ve kredi vergisinin 43.96 TL’lik bölümü hakkında iptaline, takibin bu miktarlar üzerinde devamına, kabul edilen toplam 8.843, 41 TL üzerinden % 40 inkar tazminatının davalılardan tahsiline, davalıların kötüniyet tazminatı isteklerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı Akbank nezdindeki hesabından internet aracılığı ile davalı Yapı Kredi Bankası’ndaki başka hesaba davacının haberi olmadan ve rızası dışında havale yolu ile yapılan işlemler nedeniyle davacının uğradığı zarardan kimin sorumlu olduğunun tespiti noktasında toplanmaktadır.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi) Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307.maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı, eğer kararlaştırmışsa, faizi ile iadeye mecburdur. Aynı yasanın 472/1.maddesi uyarınca usulsüz tevdide, paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan, saklayan, bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, ispatlandığı takdirde, mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağının mahsubu talep edilebilir.
Davacının davalı Akbank’taki hesabından davalı Yapı Kredi Bankası’ndaki başka bir hesaba, onun rızası olmaksızın internet aracılığı ile havaleler yapılması ve Yapı Kredi Bankası’ndaki hesaptan çekilmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, davacıya ait şifre ve paraların davacının kusuru ile ele geçirildiği somut delillerle kanıtlanabilmiş değildir. Davalılardan Akbank’ın internet bankacılığında günümüzün en son teknolojik gelişmelerden yararlanmak suretiyle alması gereken güvenlik tedbirlerinin tümünü almamış olduğu, bundan dolayı internet bankacılığı sisteminde güvenlik zaafiyeti bulunduğu, diğer davalı Yapı Kredi Bankası’nın ise hesap açanın ve hesaptan para çekenin kimliğini gerekli şekilde kontrol etmeyerek objektif özen yükümlülüğünü ihlal ettiği bilirkişi raporlarında yer alan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bankalar, objektif özen yükümlülüğünü yerine getirilmemesinden doğan hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Sadece davacıya veya yetkili kıldığı kişiye ödeme yapmakla yükümlü olan davalı bankaların, davacı hesabından çekilen paranın tamamından sorumlu tutulmaları gerekir. Davacının izni ve bilgisi dışında hesabındaki paranın üçüncü kişiler tarafından sahtecilik yoksa başka bir hesaba aktarılarak çekilmesi vakası, davalı bankaların objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının kurulmasına yeterli olup, BK’nun 100.maddesi hükmünün koşulları oluşmuştur. Tüm kusur davalı bankalar da olduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının müterafik kusurlu olduğu yolundaki görüşe itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, davalı bankaların kusur oranları belirlenme suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı bankalar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.