Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6139 E. 2010/13649 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6139
KARAR NO : 2010/13649
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 23.12.2009
Nosu : 6-507

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava, 8.9.2003 tarihli dekontla avans olarak gönderildiği iddia olunan 16.160.-USD’nin tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili, havale ile gönderilen paranın, davacıya verilmiş ödünç paranın ve taraflar arasında süregelen halı ticareti nedeniyle oluşan davacı borcunun ödenmesi maksadıyla gönderildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının ödeme yaptığı iddiasını dekontla ispat ettiği, ayrıca davalının defterine dayandığı; davalının kapanış tasdiki olmayan defterinde paranın üçüncü bir kişinin borcunun ödenmesi şeklinde muhasebeleştirildiği ve bu suretle ispat yükü kendisine düşen davalının ödemenin başka alacaktan doğduğu konusundaki savunmasını kanıtlayamadığı, davalı şirket yetkilisinin ceza davasında ödemelerin halı tesliminden önce de olabileceğini beyan ettiği ve yemine de dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne 19.676.40.-TL.için itirazın iptaline, takibin bu miktara işleyecek yasal faiziyle devamına karar verilmiş, hüküm davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 182’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre hilafına adet veya mukavele yoksa satıcı ile alıcı edimlerin aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.
Somut olayda davacı, halı almak için takip konusu ettiği tutarı “avans” olarak verdiğini ileri sürmüş, davalı ise havalenin nakit ödünç ve halı bedelinin tediyesi maksadıyla gönderildiğini savunmuştur. Esasen havale, aksine bir açıklık yoksa mevcut bir borç için gönderilmiş sayılır.
Nitekim davacı davalının ticari kayıtlarına delil olarak dayandığını bildirmiş ve hükme esas alınan bilirkişi, raporunda gelen havalenin avans olarak kayda alınmadığı fakat dava dışı …’nin borcuna mahsup edildiği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece havale ile gelen paranın dava dışı üçüncü kişinin borcundan mahsup edilmesinin yanlar arasındaki ilişkiyi ne şekilde etkileyeceği, üçüncü kişinin taraflar arasındaki ticari ilişki bakımından konumunun ve davacının dayandığı davalı kayıtlarında havalenin “avans” olarak muhasebeleştirilmemesinin sonuca etkisi üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL.duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 1.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.