YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6452
KARAR NO : 2011/1215
KARAR TARİHİ : 03.02.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 05.11.2009
No : 79-572
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 16.09.2005 tarihinde elektrik satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca elektrik üreticisi olan davalının sözleşme süresi içerisinde ürettiği tüm elektriği müvekkili şirkete satmayı, müvekkilinin de bu miktar enerjiyi satın almayı karşılıklı olarak taahhüt ettiğini sözleşmenin 16.09.2006-16.09.2007 dönemi için tarafların fesih hakkını kullanmadıkları için yenilendiğini, ancak davalının 27.09.2006 tarihli faks mesajı ile sözleşmeyi fesh ettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin davalıya noter kanalı ile cevap verdiğini, ancak davalının ihtara rağmen sözleşmede yüklendiği edimleri yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü, davalının sözleşme uyarınca şekil şartlarına uygun ve süresinde gönderilmiş bir feshi ihbar iradesi bulunmadığını, fesih gerekçelerinin de hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkilinin aktin ihlali nedeni ile zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin uğradığı zararın reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmedeki borcun şarta bağlı ve bir yıl süreli olduğunu, sözleşmenin yenilenmeyeceği hususunun süresi içinde davacıya bildirilmediğinden sözleşmenin 16.09.2006 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini ve bu nedenle müvekkilinin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, sözleşmenin 9.maddesi uyarınca taraflar arasında yapılacak bildirimlerin faks ve e-posta yolu ile olacağı hususunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmenin sona erdiği 16.09.2006 tarihine kadar edimlerini tam olarak yerine getirdiğini, müvekkilinin 27.09.2006 tarihli faksla sözleşmeyi fesh ettiğini, davalıya bildirdiğini, davacı şirketin sözleşmenin sona ermesinden sonra gönderdiği teminat mektubunun müvekkili şirket tarafından alınmasının sözleşme süresinin uzatıldığı anlamını taşımadığını, davacının BK.nun 188/3.maddesine göre tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında 16.09.2005 tarihli iki tarafa borç yükleyici sözleşme imzalandığı, sözleşmenin (1) yıl süreli olduğu ve bu sürede sorunsuz olarak uygulandığı, sözleşmenin 8/4 maddesinde öngörülen süresiz teminat mektubu verilmesi şartının bozucu (infisahi) şart olarak kabul edilmesi gerektiği davacının bir yıl süreli teminat mektubu vererek sözleşmenin yürürlükte kalmasının temininin taraflar arasındaki bilinen ve yazılı teminat mektubu niteliği konusundaki hükümde bir değişikliğe yol açmayacağı, süresiz teminat mektubu verme şartının gerçekleşmemiş olması karşısında tarafların uyulması ve uygulanması gerekli sözleşme hükümlerinin varlığından söz edilemeyeceği, sözleşmenin 4.bölümünde belirtilen şekilde yeni bir teminat mektubu verilmemesi halinde sözleşmenin derhal feshedileceğinin anlaşıldığı,bu durumda sözleşmenin haksız fesh edildiği şeklindeki davacı iddialarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 03.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.