Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6664 E. 2010/13650 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6664
KARAR NO : 2010/13650
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 10.2.2010
Nosu : 475-32

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden Akbank, Yapı Kredi Bankası vekilince duruşmasız, Tekstilbank vekilince de hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, konu itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, tekstil hammaddesi üretimi alanında faaliyet gösteren müvekkilinin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesi çerçevesinde uygulanacak tedbirle şirketin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporlarında tespiti yapıldığı üzere dilekçi şirketin borca batık olduğu, şirket ortağının taşınmazını sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği, dilekçi şirketin borcunun 2/3’ünü kapsayan borçlarıyla ilgili olarak alacaklılarla borçların yapılandırılmasına ilişkin anlaşmalar imzalandığı, bu alacaklıların iflas taleplerini geri aldıkları, projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu belirtilerek dilekçi şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller Akbank, Yapı ve Kredi Bankası ile Tekstilbank vekilince temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, dilekçi şirketin borca batık olduğu, bankalara olan borçların önemli bir kısmının yeniden yapılandırıldığı, şirket ortaklarına ait taşınmazların şirkete devrinin öngörülmesi nedeniyle iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Üç sorumlu mali müşavirden oluşturulan bilirkişi heyetinin düzenlediği kök ve ek raporlar genel ve soyut olup, denetime elverişli olmadığı gibi yeterli ayrıntıyı da içermemektedir. Bu nedenle en az bir hukukçu bilirkişi ile dilekçi şirketin faaliyet gösterdiği sektörde uzmanlığı bulunan bir kişinin de dahil olduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınmalıdır.
2-Ayni sermaye olarak konulması taahhüt edilen taşınmazların şirkete devredildiğine dair dosyada bir bilgi veya belge bulunmamakta olup, bu durumda sermaye artırımı tedbirinin uygulandığı varsayılarak hüküm kurulması doğru değildir.
3-İflâs erteleme talebinde bulunulduğu tarihten (30.12.2008) kısa bir süre önce (22.5.2008) bankalardan kredi kullanılmak suretiyle satın alınan arsa şirket adına değil, şirket ortağı adına tescil edilmiş olup, şirket ortağı … şirkete borçlandırılmıştır. Ne var ki … ’a şirket hesaplarındaki geçmiş yıl kârları gözetilip, 1.605.595. TL aktarılarak 29.11.2008 tarihi itibarıyla şirketten 700.744 Tl alacaklı duruma gelmesi sağlanmıştır. İflâs erteleme talebinden bir ay önce şirket ortağına kâr payı olarak dağıtılan 1.605.595 TL’nin dilekçi şirketin iyiniyetli olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi ve tartışılması yapılmadan, bilirkişilerin soyut olarak böyle bir işlemin yapılmasına yasal bir engelin bulunmadığı şeklindeki görüşüne itibar edilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 1.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.