YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6729
KARAR NO : 2011/700
KARAR TARİHİ : 26.01.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalının sahibi olduğu firma ile muhtelif miktarda ve çeşitli tekstil ürünlerinin alınması konusunda anlaşmaya varıldığını, buna göre 12.788.-TL.lik tekstil ürünü satın alındığını ve karşılığında davalıya ödenmesi amacıyla 12.11.2007 ve 02.12.2007 vade tarihli 6.394.-TL.bedelli iki adet çekin teslim edildiğini, tarafların anlaşmasına göre davalının ilk çekin vade tarihine kadar toplam 12.788.-TL.miktarındaki tekstil ürününü müvekkiline teslim etmesi gerektiği halde toplam 6.416.39.-TL.miktarlı ürün göndererek karşılığında 12.11.2007 vade tarihli çeki tahsil ettiğini, davalının göndermesi gereken ürünleri ikinci çekin vadesine kadar da göndermediğini, bunun üzerine müvekkilinin 02.12.2007 vade tarihli ve 6.394.-TL.bedelli çeki ödemeden men ettiğini, davalının müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini ve kesinleşen icra takip dosyasına müvekkilince borcun ödendiğini ileri sürerek müvekkilinin 02.12.2007 vade tarihli 6.394.-TL.bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra dairesine yatan paranın davalıya ödenmemesi için teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve davalının kötüniyetli olmasından dolayı % 40 oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında mal alım satımına dayalı ticari bir ilişki bulunduğunu, davacının müvekkiline vermiş olduğu ilk parti mal siparişinin yanında, müvekkilinin pazarladığı ürünlerin promosyonunu yapmak amacıyla mağaza ve vitrin dekorasyonu için hibe, olmaması halinde avans mahiyetinde borç para talebinde bulunduğunu, bunun üzerine müvekkile vermiş olduğu ilk parti sipariş tutarı kadar borç para verilerek karşılığında çek alındığını, davacı yanca bedeli ödenmiş olan çekin müvekkilinin dekorasyon amacıyla borç olarak verilen paranın tediyesi olduğu, takibe konu çekin ise açık hesap ekstresinde görüleceği üzere satışı yapılan malların bedeli olarak alınmış çek olduğunu beyan ederek davanın reddine ve davacının % 40 oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliler ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıya keşide edilen 12.788.-TL.tutarındaki çeklere karşılık iki tarafın da defterlerinde kayıtlı fatura tutarının 6.416.39.-TL.olduğu, başka fatura kaydının bulunmadığı, defterlerde davacıya borç para verildiğine ilişkin kayda rastlanmadığı, davalının davacıya borç para verdiğini kanıtlaması gerektiği, 02.12.2007 tarihli 6.394.-TL.bedelli çek tutarı kadar malın davacıya teslim edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 02.12.2007 vade tarihli 6.394.-TL.bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı kötüniyetli olduğundan çek bedelinin % 40’ı oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili 28.01.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında mal alım-satımına dayalı ticari bir ilişkinin söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin davacı yana tekstil ürünü sattığını, davacının bu malları teslim aldığını, borcuna karşılık iki adet çek düzenlediğini, ilk çeki ödediğini ancak malı teslim almasına rağmen dava konusu ikinci çek ile ilgili olarak ödeme yapmaktan imtina ettiğini bildirmiştir.
Davalı vekili 05.04.2008 tarihli cevaba cevap dilekçesinde ise; birinci çekin davacıya verilen borç para karşılığı düzenlendiğini, dava konusu ikinci çekin ise davacıya satılıp teslim edilen mallara karşılık verildiğini açıklamıştır. Birinci çek dava konusu olmayıp davalının hem cevap hemde cevaba cevap dilekçelerinde satılan mal karşılığı düzenlendiğini belirttiği ikinci çek davaya konu edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 182/2. maddesinde, aksine adet veya mukavele mevcut olmadıkça satıcı ile alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları öngörülmüştür. Çek bir ödeme vasıtasıdır. Kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacı ile verildiğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, davacı davalıya sipariş ettiği mallara karşılık avans olarak dava konusu çeki verdiğini ancak karşılığında mal teslim edilmediğini belirtmekte olup yukarıda açıklanan kuralların aksini iddia etmiş olduğundan bu yöndeki iddiasını HUMK nun 290 maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Başka bir anlatımla somut olay bakımından ispat külfeti davacı taraftadır. Mahkemece, ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.