Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6885 E. 2011/2333 K. 23.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6885
KARAR NO : 2011/2333
KARAR TARİHİ : 23.02.2011

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 28.12.2009
Nosu : 476-1255

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada hesabı bulunduğunu, 24.05.2006 tarihinde davalı bankanın internet sitesinden müvekkilinin onayı bulunmadığı halde müvekkilinin hesabından dava dışı … … … isimli kişiye 5.200.00.-YTL.ödendiğini, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu olayda bir kusurunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacıya ait şifrenin üçüncü kişiler tarafından kullanılması halinde sorumluluğun kendisine ait olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuş, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece benimsenen 23.06.2009 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu olayda vuku bulan maddi zararın sorumluluğunun davalı bankaya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki çekişme,davacının internet şifresi kullanılarak iradesi dışında hesabından çekilen bu paradan dolayı davalının sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak,hüküm doğru değerlendirmeye dayanmadığı gibi, esas alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamaktadır. Bankalar,özel yasa ile kurulan ve ekonomik alanda kendisine çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar,hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. BK’nun 99′ ncu maddesi uyarınca yapmış oldukları sorumsuzluk anlaşmaları da geçerli değildir. Somut olayda internet yoluyla banka hesabına giriş yapan ve hesabı boşaltan kişiler tespit edilerek haklarında ceza kovuşturmasına başlanmıştır. Öte yandan,hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemin nasıl yapıldığı,davacı şifresinin ele geçiriliş şekli,davalının alabileceği ne gibi tedbirler bulunduğu hususlarında yeterince değerlendirme yapılmamıştır. İnternet
bankacılığı yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan banka, kural olarak özen yükümlülüğünü ihlal etmekle kusurludur. Davacının bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bunun ihlali de ancak müterafik kusur teşkil edecektir. Bu durum karşısında,bilgisayar korsanlığı şeklinde davacı hesabını boşaltan kişiler hakkında Cumhuriyet Savcılığınca koğuşturmaya başlandığı sabit olduğuna göre,anılan kişi hakkında ceza davası açılmışsa ceza mahkemesi dosyası incelenip ceza davasındaki savunması da değerlendirilip, teknik olarak işlemin nasıl gerçekleştirildiği, şifrenin ele geçirilmesinde davacının bir kusurunun olup olmadığı, şifrenin korunmasına ilişkin bilgilendirme de dahil olmak üzere uluslararası internet bankacılığının ulaştığı son aşama da dikkate alınarak davalı bankanın bilgisayar korsanlığı şeklinde yapılan bu işleme karşı alabileceği tedbirler olup olmadığı,davalı bankanın olay tarihi itibarıyla kullandığı bilgisayar sisteminin güvenli olup olmadığı,davalı banka tarafından müşterisi olan davacıya alınacak ek güvenlik önlemleri konusunda bilgilendirme ve tavsiyelerde bulunulup bulunulmadığı,eğer bu yönde bir tavsiye varsa davacının tavsiyeye uyup uymadığı,davalı bankanın var olan güvenlik önlemleri dışında başkaca yöntem ve teknikler varsa bunları zamanla kendi internet bankacılığı sistemine uyarlayıp uyarlamadığı, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı yönlerinden aralarında internet bankacılığı alanında uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş,kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.