Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/6890 E. 2010/14228 K. 14.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6890
KARAR NO : 2010/14228
KARAR TARİHİ : 14.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 8.4.2010
Nosu : 425/213

Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali-maddi manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı-karşı davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, 12.02.1998 tarihli Satış Sözleşmesine göre davalının bağımsız bir şirket olarak hareket edeceğini ve müvekkili şirketin ürünlerini kendi adına alıp satacağını, Excor ürünlerinin satışı ile ilgili sözleşme sahasında başkaca şahıs ve şirketlerin görevlendirilmeyeceğini, müvekkilinin davalıya teslim ettiği mallara karşılık davalıdan alacaklı olduğunu, davalının icra takibine itirazında takas mahsup hakkını kullandığını, alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini ileri sürerek davalının itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında ise 12.02.1998 tarihli Excor UCI Korozyon Önleyici ambalaj malzemelerinin Türkiye sınırları içinde tek yetkili satıcılığının davalıya verilmesi konusunda imzalanan anlaşma kapsamında davacının ürününün Türkiye’de tanınması ve pazarda yer edinmesini müvekkilinin sağladığını, tek satıcılık sözleşmesi geçerli iken davacının fesih bildiriminde bulunmadan Türkiye’deki kataloğun arkasındaki genel temsilci olan müvekkilinin ismini kaldırarak yeni katalog hazırladığını ve müvekkilinin oluşturduğu müşteri portföyü ile irtibat kurarak yurt dışından kendisinden doğrudan mal alabileceklerini duyurduğunu, haksız rekabet yaratan bu durumun karşısında, müvekkili şirket yetkililerinin Almanya’daki görüşmeleri sonucu davacının haksız davrandığını kabul ederek davalının uğradığı zarar telafisi için takip konusu faturalara ve teslim edilen ürün bedellerinin talep edileceğini belirterek feragat ettiğini, müvekkilinin davalıya borcu olmadığını,davacı …’un haksız eylemleri neticesinde müvekkilinin zarara uğradığını belirterek, şimdilik 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini (mahrum kalınan satış kârı) ıslah ederek 129.910 TL’ye çıkarmıştır.

Mahkemece, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi kurulunun kök ve ek raporlarına göre asıl davanın kısmen kabulüne, takibin 34.811,50 Euro asıl alacak üzerinden devamına, bu miktar üzerinden itirazın iptaline, bu miktara 3095 sayılı Yasanın 4/a bendine göre Euro cinsinden yıllık %6.25 ve değişen oranlarda direnim faizi yürütülmesine, asıl alacak ve işleyecek faizin icra takibindeki taleple bağlı kalınarak BK’nun 83/3 hükmü gereği fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalı tarafça davacıya ödenmesine, 34.811,50 Euroluk kabul edilen bölümün 1.796.876 TL kur üzerinden takip tarihi itibariyle toplam TL karşılığı olan 62.551,95 TL üzerinden %40 oranına göre davalının davacıya 25.020,78 TL icra inkar tazminatı ödenmesine, karşı dava yönünden ise, maddi tazminat isteminin 1.600,98 TL üzerinden kabulü ile bu miktar üzerinden dava tarihi 23.11.2004 tarihinden başlayacak 3095 sayılı Yasanın değişik 1. ve 2/1’e göre yasal faiz cinsinden temerrüt faizi yürütülmesine, manevi tazminat talebi koşulları oluşmadığından bu talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı Europack Ltd.Şti.vekilince temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 275.maddesine göre “mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmü gereğince bilirkişilere başvurulmalıdır.
Nitekim mahkemece bu madde gereğince 30.01.2006 havale tarihli asıl rapor alınmıştır. Bu rapora davalı vekilinin gerekçelerini de belirterek, itiraz etmesi üzerine 14.7.2007, 5.3.2008 ve 20.10.2008 havale tarihli üç ek rapor alınmıştır. Anılan bu raporlara da davalı vekili, itirazlarının karşılamadığı gerekçesiyle itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden davalı vekilinin itirazlarını da karşılar şekilde Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı yeni bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken aynı bilirkişilerden ek raporlar alınarak yazılı şekilde ve hatalı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı-karşı davacının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.