Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7449 E. 2011/686 K. 26.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7449
KARAR NO : 2011/686
KARAR TARİHİ : 26.01.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tic. Mah.sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili davalılardan … tarafından müvekkilleri aleyhine 2001 yılında girişilen icra takibinin kesinleştiğini, ne var ki bu davalı hakkında tefecilik suçundan 2009 yılında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan tahkikat sırasında senet lehdarı olan diğer davalının senet bedelinin tamamını tahsil ettiği ve davalı …’nın da bu durumu bildiğini söylediğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … vekili dava ve takip konusu bonoyu temlik cirosu ile devraldığını ve dava dışı … adlı kişiye ciro ettiğini, senedin adı geçene ödenmemesi üzerine senet bedelini ödeyerek geri aldığını ve takibe giriştiğini; davacılar tarafından aleyhine açılan daha önceki menfi tesbit davasının reddedildiğini ve lehinde kesin hüküm bulunduğunu, davacıların yakın akrabası olan diğer davalı … ile danışıklı olarak bu davayı açtıklarını; senet lehdarı …’nın ticari kayıtlarına senet bedelini mal olarak kaydettiğini ancak senedin nakden düzenlendiğini bildirerek;
Diğer davalı … ise on yıllık zamanaşımının dolduğunu, kesin hüküm bulunduğunu ve takip alacaklısı olmaması nedeniyle davacının kendini hasım göstermekte hukuki yararının bulunmadığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.11.2004 gün ve 2004/707–942 E. K. sayılı kararının davalılardan … bakımından kesin hüküm teşkil ettiği; icra takibinde alacaklı sıfatı bulunmayan … hakkında ise hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin … yönünden açılan davanın reddine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin davalı …’ya yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Adı geçen davalı icra takibinde alacaklı görünmemekle birlikte, bono içeriğine göre davacılardan alacaklı konumdadır. Davacıların bu davalıya yaptıkları ödeme ve kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince diğer davalı …’ya aynı bono bedelini ikinci kez ödeme ihtimalleri karşısında yapılan fazla ödemeyi …’dan talep etme hakları bulunmamaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 236/son maddesi hükmü mahkeme dışı ikrarı teyid edecek delil ve emareler varsa hâkimin buna binaen hüküm verebileceğini kabul etmektedir.
Davalı …’nın Cumhuriyet Savcılığı’nda verdiği ve mahkemece tutanağa geçirilen ifadesinde davacılara hayvan ve traktör sattığını ve karşılığında takip ve dava konusu edilen 19.500,-TL tutarında bonoyu aldığını, yapılan kısmi ödemelerden sonra 2.000,-TL kadar alacağı kaldığını ve bu kısmın tahsili amacıyla bonoyu diğer davalı …’ya ciro ettiğini, diğer davalının takibe giriştiğini ve senetten doğan bakiye alacağı da takipten aldığı para ile kendisine ödediğini, 2004 yılı itibariyle bonodan dolayı başka alacağı kalmadığını ancak diğer davalı …’nın takibe devam ettiğini söylemiştir.
Bu beyan mahkeme dışı ikrar niteliğinde olup yukarıda gösterilen hüküm kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin …’ya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.