Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7775 E. 2010/13655 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7775
KARAR NO : 2010/13655
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 04.05.2010
No : 285-264

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile müdahillerden Akbank A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, matbaacılık alanında faaliyet gösteren müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle bankalardan kredi çekerek yaptığı yatırımlardan planlanan ciroları sağlamayarak borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesi çerçevesinde uygulanacak tedbirlerle dilekçi şirketin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek, iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin borca batık olduğunun yaptırılan bilirkişi incelemesiyle sabit olduğu, ilk heyet raporunda şirketin iyileştirme projesinin yeterli olduğu yönünde görüş bildirilmişse de, raporun tamamen dilekçi şirketin sunduğu bilanço ve tahmini gelir hesaplarına dayanması nedeniyle hükme esas alınmadığı konusunda uzman kişilerden oluşturulan ikinci heyet raporunda dilekçi şirketin sunduğu sözleşme ve belgelerin geçmiş dönemlere ilişkin bulunduğu ve gelecek dönemlere dair iş yapılacağını göstermediğinin saptandığı, verilen ek süreye rağmen geleceğe ilişkin sözleşme ve belgeler sunulmadığı, ortakların şirkete destek olacaklarına dair beyanlarının soyut ve temenniden ibaret bulunduğu, sermaye artırımı dahi yapmadıkları, bu nedenlerle projenin ciddi ve inandırıcı olmadığı belirtilerek dilekçi şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm dilekçi şirket vekili ve müdahil Akbank vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. İlk bilirkişi raporunda dilekçi şirketin -220.000. TL borca batık olduğu, gelir artırıcı tedbirler ve tasarruf tedbirleri ile borçların yapılandırılmasına yönelik projenin ciddi ve inandırıcı olduğu ifade edilmiştir. Talimatla alınan ikinci heyet raporunda ise borca batıklığın -1.952.426. TL olduğu, somut tedbirler içermeyen ve yeni kaynak öngörmeyen projenin yetersiz bulunduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan ve talimatla alınan bilirkişi raporu ile ilk rapor arasında çelişki olduğu gibi dilekçi şirketin kapatılan … Şubesinden …’ya getirilen makinalarının rayiç değerleri bilirkişiler tarafından belirlenmemiş ve borca batıklık hesabında dikkate alınmamıştır. Şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilirkişilerce tespit edilecek gerçek veriler dikkate alınarak şirketin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi şirket vekili ile müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 01.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.