Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7937 E. 2011/2072 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7937
KARAR NO : 2011/2072
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 26.1.2010
No : 725-16

Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin gıda ticareti yaptığını ve dava dışı … Market Ltd.Şti.nden mal alıp bedelini nakit, çek veya senet vermek suretiyle ödediğini, müvekkilinin yine borcunu ödemek amacı ile dava konusu 25.8.2007 keşide tarih, 2.300.-TL.bedelli ve 6.10.2007 tarih, 4.200.00.-TL.bedelli çeki tahsilat makbuzu ile dava dışı alacaklı şirketin elemanı dava dışı …’e teslim ettiğini, ancak dava dışı bu kişinin çekleri alacaklı dava dışı … Ltd.Şti.ne teslim etmeyip sahte kaşe ve imzalarla işbirliği yaptığını ve tefeci gurubuna ciro edip, çeklerin davalı kişi tarafından müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, müvekkilinin icra tehdidi altında icra dosyalarına ödeme yapmak zorunda kaldığını, çeklerdeki ciro imzalarının ve kaşelerinin sahte olup, ciranta … Ltd.Şti.ne ait olmadığını, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedelin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermeyip, yargılamaya da katılmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, dava konusu çeklerde davacının keşideci, dava dışı … Gıda Ltd.Şti.nin ise lehtar olduğu, daha sonra çeklerin önce dava dışı … ve daha sonra davalıya ciro edilip, onun tarafından takibe konulduğu, dava dışı lehtar ciranta … Ltd.Şti. tarafından … 3.İcra Hukuk Mahkemesinde açılan 2007/1336-1337 sayılı davalarda imza inkarında bulunduğu ve yapılan yargılama sonunda çeklerdeki imzaların dava dışı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, çeklerde de uygulanan TTK.nun 589.maddesi uyarınca, imzaların istiklali ilkesi gereğince davacı senet keşidecisinin senet lehtarının veya diğer müracaat borçlularının imzalarına itiraz hakkı bulunmadığı, çekteki imzanın davacı keşideciye ait olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 17.2.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-
Dava konusu bononun keşidecisi davacı, lehdarı dava dışı … Gıda Ltd.Şti. olup, dava dışı …’e ve daha sonra davalıya ciro edilmiştir. Davacı dava konusu bonodaki ciro imzasının cirantaya ait olmadığını, davalı hamilin yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, iş bu menfi tespit davasını açmıştır.
Mahkemece, yapılan incelemede, ciro imzasının ciranta eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. TTK.nun 690.maddesi yollamasıyla uygulanması gerekli anılan yasanın 622/son maddesine göre bono bedelini ödeyecek kimse cirolar arasında muntazam bir teselsülün mevcut olup olmadığını incelemeye mecburdur. Bu incelemede hile veya ağır bir kusurun bulunmaması halinde ödeme yapmakla borcundan kurtulur. Oysa olayda keşideci cirolar arasında muntazam teselsül bulunmadığını, lehtarın ciro imzasının o kişiye ait olmadığını bildiğinden bu durumda bono bedelini hamil olan davacıya ödemekle lehtara olan sorumluluğundan kurtulamaz. Davalının lehtara karşı sorumluluğu devam ettiğinden ödeme yapmasına rağmen lehtara tekrar ödeme yapacağından TTK.nun 620/son maddesi uyarınca yetkili olmayan hamile ödeme yapmama hakkında sahiptir (19.HD.19.12.1995, 9111/11487; 19.HD 11.11.2010, 2651/12930). Bu durumda davalı hamil yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceği için yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekir. Sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararına katılamıyorum. 17.02.2011