Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/8155 E. 2010/13656 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8155
KARAR NO : 2010/13656
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 16.04.2010
No : 120-151

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ile müdahiller Yapı ve Kredi Bankası, Finansbank A.Ş. ve T.Ekonomi Bankası A.Ş.vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren müvekkili şirketin ekonomik krizden olumsuz etkilenerek borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesi kapsamında uygulanacak tedbirle borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek dilekçi şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesinin uygulanma kabiliyetleri bulunmadığı, proje uygulansa dahi şirketin mali yapısının düzelmesinin mümkün olmadığının bilirkişi raporundan anlaşıldığı belirtilerek, iflasın ertelenmesi talebinin reddine, dilekçi şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm dilekçi şirket vekili ile müdahiller Yapı ve Kredi Bankası, Finansbank A.Ş ile Türkiye Ekonomi Bankası vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. İlk bilirkişi raporunda, dilekçi şirketin borca batık olmadığı ifade edilmiştir. İkinci heyet raporunda ise borca batıklığın -711.699 TL olduğu, kısa ve uzun vadeli borçlarda artış meydana geldiği, gelir tablosu ile yevmiye defleri arasında uyumsuzluk bulunduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu gibi, ikinci bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden ve duruşmada raporun incelenmesi amacıyla taraflarca talep edilen süre de verilmeden hüküm kurulmuştur. Bu şekilde tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazda bulunmaya ilişkin usuli hakları ihlal edilmiş olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi şirket vekili ile müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 01.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.