YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9449
KARAR NO : 2011/5689
KARAR TARİHİ : 27.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı…Ltd.Şti.nce keşide edilerek davalıya teslim edilen toplam 200.000.-TL. tutarlı iki adet çeke dayalı olarak davalı yanca müvekkili ve dava dışı keşideci şirket aleyhine takip başlatılmış ise de, bu çeklerin davalı şirket cirosuyla müvekkiline intikal ettikten sonra müvekkilince tekrar ciro edilerek davalıya teslim edildiğini, böylece geriye doğru ciro sonucu müvekkilinin davalıya karşı alacak ve borçluluk sıfatlarının birleştiğini, böylece çekler nedeniyle müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine, % 40 oranında tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Yargılama sürerken keşideci…Ltd.Şti.nce davalı aleyhine aynı konuda açılan menfi tespit davasında davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasında akdedilen sosyal işler sözleşmesi kapsamında iki adet çekin teminat olarak tevdi edildiğini ve sonrasında akdin feshedilmesi neticesinde bedelsiz kalmış olduğu halde çeklerin takibe konu edildiğini bildirerek çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile % 40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesince iki dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle birleştirme kararı verilmiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlığa konu edilen iki adet çekin sözleşmede kararlaştırıldığı üzere teminat olarak ve davacı şirketin ortağı olan ana davanın davacısı …… kefaletini taşımak kaydıyla birleşen dava davacısı…Ltd.Şti.nce keşide edilip teslim olunduğunu, sonrasında keşideci şirketin çalıştırdığı işçilerin alacaklarını ödememesi üzerine bu ödemelerin müvekkili tarafından ifa edildiğini ve böylece oluşan müvekkili alacağı nedeniyle çeklerin takibe konu edildiğini, aslında davacı ……ın çekin ön yüzüne aval olarak imza etmesi gerekirken, yanlışlıkla ciro işlemi yapıldığını, oysa davacı şirket ortağı diğer davacının da borçtan sorumlu olduğunu bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuş ve % 40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda takibe konu çeklerin davacı … … tarafından kefalet amacıyla ciro edildiğinin anlaşıldığı davacı şirketin işçilerine karşı olan borçlarının davalı şirketçe ödenmesi sonucu teminat olarak …… kefaletiyle düzenlenen çeklerden dolayı davalı yanın davacılardan alacaklı olduğunun kanıtlandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.