Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/9500 E. 2010/13973 K. 08.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9500
KARAR NO : 2010/13973
KARAR TARİHİ : 08.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 31.03.2010
Nosu : 388-117

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil Türkiye Kalkınma Bankası vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, … ve türevleri konusunda faaliyette bulunan müvekkilinin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek iflasının ertelenmesini talep etmiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi sonucunda rayiç değerlere göre şirketin borca batık olduğunun anlaşıldığı, şirket ortaklarına ait taşınmazların ayni sermaye olarak şirkete katılmasının öngörüldüğü, projenin ciddi ve inandırıcı olduğu, borca batıklıktan kurtulmasının mümkün bulunduğu belirtilerek, dilekçi şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahil Türkiye Kalkınma Bankası vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; ekonomik krizin başlamasıyla birlikte şirketin kredi hacmindeki daralma sonucunda mevcut tesislerin işletilemediği, nakit eksikliği nedeniyle hammadde temini ve diğer girdilerdeki azalma ve üretimde düşüş yaşandığı, stokların azaldığı, ayni sermaye konulması hâlinde şirketin aktifinde olumlu bir gelişme olacağı, atıl görülecek makine ve taşınmazların satışından elde edilecek nakit desteğinin önemli olduğu, mali durumunun iyileşmesine yönelik emareler bulunduğu, projenin somut ve inandırıcı olduğu belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Üç mali müşavirden oluşturulan bilirkişi heyetinin düzenlediği kök ve ek raporlar genel ve soyut olup, denetime elverişli olmadığı gibi yeterli ayrıntıyı da içermemektedir. Bu nedenle en az bir hukukçu bilirkişi ile dilekçi şirketin faaliyet gösterdiği … sektöründe uzmanlığı bulunan bir kişinin de dahil olduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınmalıdır.
2-İyileştirme projesinde ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; dilekçi şirketin nakit sıkıntısı ve işletme sermayesi ihtiyacı sıklıkla vurgulanmaktadır. O hâlde işletme sermayesi eksikliğinin giderilmesine yönelik yeni ortak alınması, nakit sermaye artışı gibi somut tedbirler uygulamaya konulmadan projenin ciddi ve inandırıcı olduğu kabul edilemez. Ayni sermaye olarak konulması öngörülen taşınmazların şirkete devri sağlanmadan sadece soyut beyana dayalı olarak bu tedbirlerin uygulandığının varsayılması isabetsizdir.
3-17.9.2009 tarihinde mahkemece tedbir kararı verilmiş ise de kayyım atanmamış, ancak iflasın ertelenmesine dair verilen kararla kayyım görevlendirilmiştir. Bu durumda tedbir kararı ile iflâsın ertelenmesine ilişkin kararın verildiği zaman aralığında şirketin faaliyetleri denetim altında olmadığından alacaklıların menfaatleri korunamamış olup, bu durum iflâsın ertelenmesi müessesesinin amacına aykırıdır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve değerlendirmeler çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.