Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/10909 E. 2012/4092 K. 14.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10909
KARAR NO : 2012/4092
KARAR TARİHİ : 14.03.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilince davalıya 25.360 kg arpanın satılarak teslim edildiğini, teslim sırasında ilgili belgeler üzerine malın ayıplı olduğuna dair şerh düşerek davalının malı aldığını, teslim anında 300 TL ve sonrasında 3.000 TL ödeme yapılmış ise de, bakiye 10.140,80 TL’nin ödenmediğini, ödemelerdeki aksama üzerine davalıyla yapılan görüşme sırasında müvekkilinin ayıplı olduğu iddia edilen malı iade almak istediğini söylediği halde, davalının malı göndermediği gibi bedelini de ödemediğini belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.140.80 TL’nin davalıdan tahsiline, bu alacak tutarına konu arpa bedeli 13.440.80 TL’den önce ödenen 300 TL’nin mahsubuyla kalan 13.140.80 TL’ye ödeme tarihi olarak belirlenen 11.08.2009’dan itibaren 3.000 TL ödemenin yapıldığı tarih olan 25.08.2009 tarihine kadar kalan alacak 11.140,80 TL’ye de 25.08.2009 tarihinden itibaren aylık %8 faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasındaki davaya konu alışverişin aracı konumunda bulunan … isimli şahıs vasıtasıyla yapıldığını, gönderilen arpanın bitli çıkması üzerine bu şahsa durum bildirilince kendisine tenzilat yapılacağının söylendiğini, ancak sonradan davacı şirket yetkilisiyle müvekkili görüşünce davalı tarafın malın iade edilmesini isteyip bedelde indirimi kabul etmediğini ve nakliye bedeli ödemeye de yanaşmadığını oysa nakliye bedeli davacıya ait olmak kaydıyla müvekkilinin malı iadeye hazır olduğunu, istenilen %8 aylık gecikme faizinin de yasal bulunmadığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; satıma konu malla ilgili düzenlenen fatura irsaliye ve teslim fişi içerikleri, dinlenen tanık beyanları gözetilerek, davalının malı teslim aldığı tarih ve sonrasında ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurmadığı gibi arpayı iade etmek için girişiminin de olmadığı, 13.440.80 TL’lik mal bedeline karşılık davalı yanca teslim sırasında 441 TL ve sonrasında 3.000 TL ödeme yapıldığının saptandığı, mal teslimine dair davalı yanca imzalı bulunan belgede gecikme halinde aylık %8 oranında ticari faiz ödenmesinin de kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının toplam 12.999,80 TL alacağının ödeme tarihi olan 11.08.2009’dan itibaren 3.000 TL’lik kısmi ödeme tarihi olan 25.08.2009 tarihine kadar aylık %8 faiziyle, kısmi ödeme tarihinden sonra aylık %8 faizin 9.999.80 TL kalan alacak üzerinden hesaplanarak davalıdan tahsiline, davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalının imzasını taşıyan teslim belgesine göre savunmaya konu ayıbın teslim süresinde öğrenildiğinin ve açık ayıp niteliğinde olduğunun anlaşılmasına ve buna rağmen TTK.’nun 25/3. maddesindeki öngörülen iki günlük yasal süre içinde satıcıya usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulduğunun kanıtlanamamış olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.