YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1140
KARAR NO : 2011/9890
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. … ile davalı vek. Av. …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacılar vekili, davacı şirketin temsil ve münferit imzalı tek yetkilisinin … olduğunu, …’in davacı şirkette ortaklığı bulunduğunu, davacıların davalı bankada vadeli mevduat hesapları olduğunu, davacı şirket çalışanı …’ın şirket yetkililerinin bilgi ve onayı dışında daha önceki talimatlar üzerine fotokopi yapıştırılmak suretiyle hazırlanan 16.11.2006 tarihli talimatlarla davacı şirkete 350.000 Euro tutarlı 25.12.2006 vadeli yıllık %4,40 faizli ihracat döviz kredisi kullandırıldığını, kredinin …’a ödendiğini, bu durumu öğrenen davacıların davalı bankaya durumu iletmelerine rağmen davalının hesabı 12.12.2006 tarihinde kat ettiğini ileri sürerek, ihtirazı kayıtla ödenen bedel ile maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili …’ın banka işlemlerinde davacılar tarafından yetkili kılındığını, davacıların dava konusu kredi kullanımından haberdar olduğu halde yokmuş gibi davranarak iş bu davayı açtıklarını müvekkili bankanın kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı, bilirkişi raporları karşısında davalı bankaya kusur izafe edebilecek bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davaya konu 16.11.2008 tarihli kredinin davalı bankadan davacı yan çalışanı … tarafından çekildiği tarafların kabulünde olup, davacı çalışanı ve muhasebecisi … hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2008 Karar tarihli 2007/114 E, 2008/160 K. Sayılı kararı ile “sahte özel belge düzenlemek, emniyeti suistimal, suçtan hasıl olan parayı bilerek kabul etme” suçlarından açılan davada, yargılama sonucunda verilen kararla “sanık …’ın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun belge aslı ele geçmediği, bu nedenle sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığından, sanığın özel belgede sahtecilik suçundan beratine, sanık …’ın olay tarihinde … (…) … şubesinin müşteki tarafından faks ile verildiğini bildirilen talimat gereğince bankadan 350.000 Euro parayı çektiği, bu paranın normalde borç olarak alındığı belirtilmiş ise de, şirket hesaplarına girmesi gerektiği,şirketten bu paranın çıkış gösterilmesi gerektiği, ancak bu işlemler yapılmadığına göre, müştekinin şirket adına 350.000 Euroluk alınan krediyi sanık …’nin çektiği ilgili şirket hesabına intikal ettirmediği, sanığın müştekinin muhasebe işlerini yaptığı bu şekilde hizmet ilişkisi bulunduğu, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suretiyle 350.000 Euro’nun sanık tarafından mal edinilip diğer kardeşi …’a verildiği bu şekilde sanığın hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu işlediği anlaşıldığından ..” cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın temyiz edilerek halen Yargıtay 11. Ceza Dairesinde temyiz incelemesi için beklemekte olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, uyuşmazlığın çözümünün ceza mahkemesi kararında saptanan maddi olguların BK. 53. Maddesinde yer alan “ Hakim kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez” hükmü gereğince maddi vakıayı saptayan ceza mahkemesi kararlarının hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek anılan ceza mahkemesi kararı sonucu beklenip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 825,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.