Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/13010 E. 2012/5010 K. 27.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13010
KARAR NO : 2012/5010
KARAR TARİHİ : 27.03.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili aleyhine girişilen icra takibinin dayanağı olan bonodaki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını, haciz baskısı altında taahhütte bulunulduğunu ve ödemeler yapıldığını ileri sürerek bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haciz tazyiki altında ödenen 1452 TL’nin faizi ile birlikte istirdadına, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibi kesinleştikten sonra gidilen haciz sırasında davacının borcu kabul edip ödeme taahhüdünde bulunduğunu, borcun kabulü ihtiyati haciz sırasında olmadığı için davanın yerinde bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre senetteki borçlu imzasının davacının eli ürünü olmadığı anlaşıldığından menfi tespit talebinin kabulüne, icra takibine konu 4.000,00 TL’lik bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 1452,00TL’lik istirdat talebinin konusuz kalması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalı bonoyu ciro yolu ile aldığı için kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava konusu senetteki imzanın davacı borçluya ait olmadığı saptanmış ise de borçlunun aleyhindeki takibin kesinleşmesi üzerine yapılan haciz sırasında haciz tutanağına geçirilerek imzası ile onaylattırılan beyanında borcu kabul ettiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu, nitekim daha sonra bir kısım ödemeler yaptığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı borçlunun 3.12.2009 tarihli haciz tutanağındaki borcu kabul ve ödeme taahhüdüne ilişkin beyanı ve bu beyana dayalı olarak yapılan kısmi ödemelerin davaya etkisi üzerinde durulup tartışılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.