Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/14275 E. 2012/7058 K. 26.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14275
KARAR NO : 2012/7058
KARAR TARİHİ : 26.04.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imza edilip, sözşlemenin teminatı olarak 200.000 TL meblağlı banka teminat mektubu ile bir kısım çek ve senetler verildiğini, davalı tarafından müvekkilinin siparişlerinin karşılanmaması, servis hizmetlerinin yeterince verilememesi gibi sebeplerle taraflar arasında ihtilaf çıktığını, davalı tarafın hem mal taleplerini kabul etmediğini, hem de teminat mektubunun 10.04.2009 tarihinde nakde çevirdiğini, müvekkilinin, ticari ilişkiye devam edemeyeceğini düşünerek elindeki tüm yedek parça malzeme vs. davalıya iade ettiğini böylelikle müvekkilinin 30.04.2009 tarihi itibariyle alacağının 432.616,81 TL olduğunu, bu borcun davalı tarafından ödenmediği gibi teminat olarak verilen 150.000 TL bedelli senedin icra takibine konulduğunu, müvekkilinin ev ve iş yerinde haciz yapılıp, bütün banka hesaplarına bloke konulduğunu, müvekkilinin ticari itibarının tamamen tükendiğini iddia ederek, takip miktarınca borçlu bulunmadıklarının tespiti ile yapılan ödemelerin istirdatına, 432.616,81 TL cari hesap alacağının şimdilik 100.000 TL’sinin 02.01.2010 ihtarname tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yapılan haksız hacizler sebebiyle 10.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının bayilik sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkili şirkete olan borcunu ödemediğini, bu nedenle müvekkili şirketin banka teminat mektubunu nakde çevirdiğini, davacının yedek parçaları iade etmesinden dolayı müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, zira davacının, müvekkiline olan borcunu ödememesinden dolayı yedek parçaları iade ettiğini, takip konusu senedin teminat senedi olmayıp, davacının borcuna karşılık düzenlendiğini, senedin teminat senedi olduğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının borca itiraz etmeyerek, 10.07.2009 tarihinde ödeme taahhüdünde bulunduğunu savunarak, davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Davacı vekili, 22.11.2010 havale tarihli ıslah dilekçesiyle toplam 433.653,33 TL alacaklarına hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia savunma, toplanan delillere, asıl ve ek bilirkişi raporuna göre; davacının, davalıdan 433.653,33 TL alacağının bulunduğu, ispatlanamayan menfi tespit ve manevi tazminat davasının reddi ile koşulları oluşmadığından davalı yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan asıl ve ek bilirkişi raporu yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de uygun değildir. Öte yandan davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı gerekçeleri de gösterilmek suretiyle itiraz edilmiştir. Bu durumda, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde davalı itirazları da gözetilerek, konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı incelemeyi içerir ve Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.