Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/14382 E. 2012/8629 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14382
KARAR NO : 2012/8629
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılardan … ile davacılar vek. Av. … ile vek. Av. …davalı vek. Av. …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Dava, icra takibine konu edilen 3 adet bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacı yanın iddiaların yersiz ve asılsız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller, dosyada bulunan belgeler ve Adli Tıp Raporuna göre, davacı …’nun davasının reddine, davacılardan …’nun davasının kabulü ile, …. İcra Müdürlüğü’nün 2009/18654 nolu dosyasında takibe konu 200.000 USD bedelli, 16.06.2009 vade tarihli senet ile …. İcra Müdürlüğünün 2009/18655 esas sayılı dosyasında takibe konu 560.000 USD bedelli 16.06.2009 vade tarihli yine ….. İcra Müdürlüğü’nün 2009/18656 nolu takip dosyasında takibe konu 340.000 USD bedelli 16.06.2009 vade tarihli her üç senetten dolayı davacı …’nun davalı …’a borçlu olmadığının tespitine her iki tarafın %40 tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle TTK’nun 633.maddesi hükmü gözetilerek protestonun geçerli olduğunun, davalının ciro yoluyla hamil olması nedeniyle kötüniyetli olmadığının İİK’nun 72.maddesi gereğince verilmiş ve infaz edilmiş bir tedbir bulunmadığından yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, oyçokluğu ile karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin davacı …’nun açmış olduğu dava ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı yan davacı …’nun açmış olduğu davayı deliller toplanmadan ilk celse kabul etmiştir.
Bu durumda mahkemece açıklanan bu yönler gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının oyçokluğu ile reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına oybirliği ile BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacı …’ ndan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Dava konusu 16.06.2009 vadeli 560.000 Dolar bedelli ve aynı vadeli 340.000 Dolar bedelli senet … tarafından düzenlenmiş olup, lehdarı …’dur. Senetteki keşideci imzasının …’na ait olmadığı bilirkişi incelemesi sonucu saptanmıştır.
Ödeme protestosunda protesto çekilen senedin özetine yer verilmiştir. Senetlerin bedelinin davalı … veya emri havalesine ödeneceği belirtilmiştir.
Oysa, dava konusu senetlerin lehdarı protestoda lehdar olarak adı geçen davalı hamil değil, davacı …’dur. Karşıyaka 2. Noterliğince verilen 25.09.2009 tarihli yazıda protestolarda, protestonun ekine senet suretinin çıkarıldığı senet fotokopilerinin eklenmediği bildirilmiştir. Protestoda yer alan senet suretleri dava konusu senetleri içermediğine göre keşideciye çekilen protestonun dava konusu senetler için çekildiği kabul edilemez.
Bu durumda, kanuna uygun protesto çekilmediğinden hamil davalı lehdar olan davacı cirantaya karşı müracaat hakkını TTK.’nun 642. maddesi uyarınca yitirmiştir. Menfi tespit davasının davacı ciranta yönünden de kabulü gerekir.
Diğer taraftan, senede karşı senetle ispat kuralı bulunmakta da ise de, 6100 sayılı HMK’nun 190/2. maddesi uyarınca bir iddianın karinelerle ispatı mümkündür. Karinenin var olduğunun ispat edilmesi halinde karine ile kabul edilen durumun aksini diğer taraf ispat etmelidir. Dosya içeriğinden davacıların yanında çalıştığı anlaşılan davalının 560.000 Dolar ve 340.000 Dolar davacılara borç para vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Ayrıca, davalının yaptığı işlerle ilgili SGK ve vergi kayıtlarından senetlerde belirtilen miktar kadar gelir elde etmediği de anlaşılmaktadır.
Davalı, dosyada mevcut bazı dilekçelerde senetlerin teminat olarak alındığını beyan etmiştir.
Davalının beyanları ile sosyal ve ekonomik durumu ile ilgili sunulan belgelerden davalının belirtilen miktar kadar davacıya borç para vermesinin mümkün olmadığı yönünde bir karinenin varlığı kabul edilmelidir. Davalı bu karinenin aksini ispat edemediğine göre yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle de bozulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerektiğinden Dairemizin onamaya ilişkin görüş ve kararına iştirak edemiyorum.