YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15926
KARAR NO : 2012/1381
KARAR TARİHİ : 02.02.2012
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/19613 E. sayılı dosyasında davalı tarafından dava dışı… aleyhine icra takibi yapıldığını, takip süresince davalı alacaklının çeşitli haciz taleplerinde bulunduğunu, bu taleplerden birinde borçlunun maaşına haciz konularak müvekkili şirkete haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacı şirketin merkezinin … olduğunu, tebligat yapılan adreslerin usulsüz olduğunu, ayrıca dava dışı… isminde davacı şirketin bir çalışanı olmadığını belirterek davacı firma nezdinde takip borçlusu…’ın hak ve alacağının bulunmadığının tespitine, İİK md. 89/3’e göre gönderilen haciz ihbarnamesinin hükümsüzlüğüne, davalı taraf aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından açılan menfi tespit davasının … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/19613 E. sayılı dosyasında davacı adına çıkarılan haciz ihbarnamesine istinaden açıldığını, davalı bankanın ikametgahının … olduğunu, davaya konu takibin de …’da yapılması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, takip borçlusu…’ın SGK sorgulamasında davacı şirkette sigortalı olarak çalıştığının tespit edildiğini, tebligatların usulsüz olarak iade edildiğini bildirerek davanın reddini savumuştur.
Mahkemece, dava konusu alacağın dayanağı olan … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/19613 E. sayılı dosyasında davacı çalışanı olarak gösterilen şahsın …/…’da ikamet ettiği, icra takibinin …’da yapıldığı, haciz bildirimlerinin davacının …/… adresinde yapıldığı, İİK md. 89/3 gereğince … mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK md. 89/3’de “İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm uyarınca üçüncü şahıs takibin yapıldığı yer mahkemesinde ya da yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tespit davası açabilir.
Tüzel kişilerin ikametgahı, tüzüklerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, işlemlerinin (işlerinin) yönetildiği yerdir (T.M.K. m.49).Ancak, derneklerin tüzüklerine ve ticaret şirketleri ile kooperatiflerin ana sözleşmelerine, dernek, şirket veya kooperatif merkezinin yazılması zorunludur (5253 sayılı Dernekler Kanunu m.4/l-a; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 155/1-3, 244, 279/1, 478, 506/1; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu m.4/1). Bundan başka, vakıf senedinde vakfın ikametgahının (yerleşim yerinin) gösterilmesi gerekir (T.M.K. m.106). Bu nedenle, dernek, şirket, kooperatif veya vakıfların ikametgahını (yerleşim yerini) tüzük, ana sözleşme veya vakıf senedine göre kolayca tespit etmek mümkündür. (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, …, 1995, 7.baskı, s.143).
Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının yerleşim yerinin … olduğu gözetilerek İİK md. 89/3 gereğince davanın yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği de gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde yetki yönünden davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.