Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/16530 E. 2012/6544 K. 17.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16530
KARAR NO : 2012/6544
KARAR TARİHİ : 17.04.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalı şirketin 18.02.2005 tarihli bayilik anlaşması ve genel şartnamesi uyarınca müvekkilinin tüplü LPG bayiliğini üstlendiğini, diğer davalı …’ın ise bayilik sözleşmesinin 32.maddesi gereğince bayinin sözleşmeden doğmuş ve doğabilecek borçları için 100.000.-Amerikan Doları limitle müteselsil kefil olduğunu, davalı bayiinin sözleşmenin eki olarak imzaladığı 03.10.2005 tarihli protokol ile asgari alım taahhüdünde bulunduğunu, ancak 19.04.2006 tarihinden itibaren hiç LPG alımı yapmayarak sözleşme ve eki olan protokolle yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin 23.06.2006 tarihli noter ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiğini, böylece kâr mahrumiyeti, cezai şart ve davalıya ariyet olarak teslim edilen tüplerin iadesi ya da imalat bedelini talep etme hakkının doğduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyeti karşılığı şimdilik 3.000.-TL., cezai şart karşılığı olarak şimdilik 6.000.-TL.ve tüplerin imalat bedellerine karşılık şimdilik 1.000.-TL.nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 31.12.2010 tarihine kadar yürürlükte kalacağının sözleşme ile düzenlendiğini, bu durumda sözleşmede müvekkil şirket açısından beş yıldan daha uzun bir süre rekabet etmeme yükümlülüğünün getirilmiş olmasının Rekabet Kurulunun 2002/2 ve 2003/3 sayılı tebliğlerine aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi ihlal ettiği yönündeki iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, asgari alım taahhüdünün ek protokolde bulunduğunu, davacının talep ettiği kâr mahrumiyeti ve cezai şarta ilişkin hükümlerin ise sadece sözleşmenin ihlali halinde öne sürülebileceğini, davacının sözleşmeyi haksız feshettiğini, cezai şart ve kâr mahrumiyeti taleplerinin müspet zarar niteliğinde olup, sözleşmenin feshi halinde ancak menfi zarar istenebileceğini, davacının cezai şart dışında daha fazla zararı yoksa ayrıca kâr mahrumiyeti isteyemeyeceğini, kâr mahrumiyetinin sözleşme süresi sonuna kadar talep edilmesinin ise hukuka aykırı olduğunu, böyle bir talebin ancak yeniden bayilik tesisi için geçecek makul süre bakımından kabul edilebileceğini, KDV dahil olacak şekilde kâr mahrumiyeti istenmesinin de hukuka aykırı olduğunu, cezai şart miktarının müvekkilinin ekonomik mahfına neden olacak derecede fahiş olduğundan indirilmesi gerektiğini, davacının tüplerinin 15 gün içinde iadesi talebinin ifası mümkün olmayan bir talep olduğunu, zira bu tüplerin davacının abonelerinde bulunduğunu, diğer bayiilikler vasıtası ile söz konusu tüplerin zaten davacıya döneceğini, kaldı ki davacının tüp teslim ettiğine dair herhangi bir delili bulunmadığını, iddia edilen tüp miktarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi incelemeleri sonucunda davalının taraflar arasında düzenlenen ve davalı …’ın 100.000.-Amerikan Doları limiti ile müteselsil kefil olduğu LPG Bayiilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki protokolde öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve 19.04.2006 tarihinden itibaren LPG alımı yapmaması nedeniyle davacı tarafça sözleşmenin haklı olarak feshedildiği, davacının sözleşmenin 27.maddesi gereğince talep edebileceği cezai şart miktarının 23.543.55 TL. olduğu, bu miktarın fahiş olmaması nedeni ile indirime tabi tutulamayacağı, ancak taleple bağlı kalınacağı, kâr mahrumiyetinin ise o bölgede yeniden bayilik tesisi için gerekecek makul süre gözetilerek istenebileceği ve bu ilke çerçevesinde davacının 2.673.78 TL. kâr mahrumiyeti talep etmekte haklı olduğu, her ne kadar sözleşmenin 20/a maddesinde fesihten itibaren 15 gün içinde tüplerin davacıya teslim edileceği taahhüt edilmiş ise de, abonelere dağıtılan tüplerin geri alınıp davacıya teslimi yolundaki edimin ifasının mümkün olmadığı, tüp bedellerinin zaten bayilikler vasıtası ile davacıya geri ödeneceği, bu nedenle tüp bedellerine yönelik istemin yerinde bulunmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne, 2.673.78 TL. mahrum kalınan kâr bedeli ile 6.000 TL. cezai şart bedelinin temerrüt tarihi olan 18.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talepler ile tüp bedellerine ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece taraflar arasındaki bayilik sözleşleşmesinin davacı tarafından feshinin haklı olduğu saptanmış olup, davalı tarafça hüküm bu gerekçe yönünden temyiz edilmediğinden sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi sonucu davacının haklarının neler olduğunun tespiti, uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arzetmektedir.
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi genel şartnamesinin 26 ve 27.maddelerinde sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde davacının talep edebileceği alacaklar açık ve net şekilde düzenlenmiştir. Belirtilen bu sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde somut olay bakımından davacının hem kâr mahrumiyeti, hem de cezai şart isteyebileceğinin kabulü gerekir. Dairemizin benzer uyuşmazlıklar yönünden istikrarlı uygulaması da bu doğrultudadır. Öte yandan, sözleşmenin 26.maddesinde herhangi bir yoruma mahal bırakmayacak şekilde anlaşma süresinin sonuna kadar mahrum kalınan kâr karşılığı tazminat istenebileceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda mahkemece belirtilen sözleşme hükümleri gözetilmeden ve TTK.nun 20.maddesi hükmünde yer alan tacirin ticareti ile ilgili işlerde basiretli davranması gerektiği kuralı ile sözleşmeye bağlılık ilkesi de dikkate alınmadan kâr mahrumiyeti talebi yönünden eksik tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bunların yanında bayilik sözleşmesi genel şartnamesinin 20.maddesi hükmü uyarınca davalının müşterilerinde veya tali bayilerinde bulunan veya elindeki dolu ve boş depozitolu ve depozitosuz tüpleri …’a teslim etme yükümlülüğü yönünden yerel mahkemece yapılan değerlendirmede yanılgıya düşülmesi ve davacı vekilinin kâr mahrumiyetinin hesaplanmasına yönelik itirazlarının değerlendirilmemiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.