Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/3226 E. 2011/14098 K. 16.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3226
KARAR NO : 2011/14098
KARAR TARİHİ : 16.11.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 31.12.2010
No : 16/239

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 23.10.2007 tarihli harici taşınmaz satım sözleşmesi gereğince 80.000 TL bedel karşılığında taşınmazın satışının kararlaştırıldığını ancak taşınmazın hisseli olduğundan resmi satışının yapılamadığını, bunun üzerine taraflar arasında 30.10.2007 tarihli sözleşmenin düzenlediğini, anılan sözleşme uyarınca diğer hissenin müvekkili tarafından dava yoluyla satın alındıktan sonra taşınmazın tapuda davalıya devredilmesine karar verildiğini, ayrıca kapora olarak müvekkiline 30.10.2007 tarihinde 5.000 TL ve 09.11.2007 tarihinde bakiye 15.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL ödendiğini, izale-i şüyu satış memurluğunca yapılan satış neticesinde diğer hissenin müvekkili tarafından satın alındığını, davalıya da tapuda devir işlemlerini gerçekleştirmesi için ihtarname gönderildiğini, sonuç alınamaması üzerine taşınmazın dava dışı …’e satıldığını, tapu devrinden sonra müvekkiline hile ile imzalatılan 23.10.2007 tanzim 15.3.2008 vade tarihli 20.000 TL bonodan dolayı davalı yanca müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, takibin kesinleştiğini, kambiyo senedi vasfında bulunmayan 09.11.2007 tanzim 15.3.2008 vade tarihli 20.000 TL bedelli bononun ise davalının elinde olduğunu, sözkonusu bono üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, hukuken geçerli olmayan sözleşmelere dayalı olarak düzenlenen bonoların hukuken sonuç doğurmayacağını ileri sürerek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibe konu bononun iptaline, 09.11.2007 tanzim 15.3.2008 vade tarihli 20.000 TL bedelli bononun müvekkiline iadesine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, harici satım sözleşmesi gereğince davacıya kapora olarak 20.000 TL ödeme yapıldığını, devrin gerçekleşmemesi üzerine bu alacağın tahsili için dava ikame edildiğini, takibe konu bononun sözleşmeyle ilgisinin bulunmadığını, ödünç para karşılığında alındığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller doğrultusunda, dava konusu bonoların harici taşınmaz satış sözleşmesi gereğince teminat olarak verildiğinin yazılı delillerle kanıtlanamadığı, ayrıca davacı yanca söz konusu bonoların hata ve hile ile imzalattırıldığı yönündeki iddianın da ispat edilemediği, davacı tarafından teklif olunan yeminin davalı yanca usulüne uygun eda edildiği, takibe konu edilmeyen bono aslının ibraz edilmediği, söz konusu bononun iadesi yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, taraflar lehine icra inkar tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava konusu yapılan 15.03.2008 vadeli 20.000 TL bedelli senet ile ilgili davalının davaya cevabı ve 27.04.2010 tarihli oturumdaki beyanı gözetilerek bu senetten dolayı sorumluluğu bulunup bulunmadığı yönünde bir karar verilmesi gerekirken hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle anılan senet yönünden talebin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.