Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/4439 E. 2011/14944 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4439
KARAR NO : 2011/14944
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 24.11.2010

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı … Yapı Malz.A.Ş’den alınan malların ayıplı olduğunu, bu durumun davalı … Seramik Sanayi A.Ş’nin servis hizmet formlarından da anlaşıldığını ileri sürerek ayıplı çıkan mal bedeli olan 2.653,00 TL.’nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline iadesine, ayıplı malın satıcısına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, TTK’nun 25/4. maddesindeki 6 aylık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra bu davanın açıldığını süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, malların müşteriye ait araçla sevkiyatının yapıldığını sağlam olarak davacıya teslim edildiğini, servis forumlarında ayıbın kabulüne yönelik bir ifadenin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna göre, ürünlerin hasarlı olduğunun servis raporlarından anlaşıldığı, davalıya ihbarda bulunulduğu, ayıplı ürünlerin bedelinin 1.755, 65 TL + KDV olarak belirlendiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne ve KDV dahil 2.071,65 TL tazminatın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 05.11.2008 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanmaktadır. Taraflar tacir olduğundan somut olayda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenle yerel mahkemece belirtilen yasa hükmü doğrultusunda görüş bildiren bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir.
Davalı, zamanaşımı savunmasında bulunmuş ayrıca süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını ve davacıya teslim edilen malların davacının kendi aracı ile taşındığını belirterek bu hususların da araştırılmasını istemiştir.
TTK’nun 25/4 maddesine göre; “Borçlar Kanunun’un 207. maddesindeki müruru zaman müddeti tüccarlar arasındaki ticari satışlarda 6 aydır.”Yine aynı Kanun’un 25/3 maddesinde ticari satışlarda ayıp ihbar süreleri düzenlenmiştir. Buna göre; “emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayi teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde Borçlar Kanunu’nun 198. maddesinin 2.3. fıkraları tatbik olunur.
Mahkemece davalının anılan yasa hükümlerinde öngörülen zamanaşımı ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı yönündeki def’ileri ile malların davacıya sağlam teslim edilip davacının kendi aracı ile taşındığı hususunun araştırılmasına ilişkin savunması üzerinde durulup, yeterli araştırma ve inceleme yapılarak deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulup değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi